Bundan 10 gün öncede pazar akşam saat 9.30’da saldırıya maruz kalmıştık. Ellerinde mahkeme kararı olduğunu söylemişlerdi. Bu sefer ki gibi ama görmek için ısrar ettiğimizde saldırmışlardı. Şimdi direk saldırıp çadırımızı yağmaladılar, bizi de yaka paça işkence ederek gözaltına aldılar. Gittiğimiz her yerde insanlara uğradığımız haksızlığı, adaletsizliği ve gördüğümüz zulmü anlattık. Bu yapılanları ve yaptıranları teşhir ettik. Birinci saldırdıklarında İlyas diye bir arkadaş vardı yanımda, onu komployla tutuklatmaya çalıştılar. Gözaltından çıktık bizi parmak izi için olay yeri incelemeye götürdüler. Bende daha on gün önce parmak izi alındığını, baya bakıldığını söyledim. Avukatımızla neden görüştürülmediğimizi sordum. Cevap yolu savcılık kararıymış ve gerekiyorsa zor kullanacaklarmış. Avukatımızla görüştük ve avukatımız kanunda böyle bir şey yok ama onlar yapıyor dedi. Keyfi bir davranış olduğu için bu uygulamayı kabul etmedik. Zorla işkencelerle kolumu kırmaya çalıştılar. Öyle parmak izi aldılar. Şu an kolumu kullanamıyorum yapılan işkenceler yüzünden. Yeniden savcılığa çıkarıldık, örgüte üye olmakla ilgili bir suçlama dahi vardı. Yazıklar olsun atılan iftiralara, uyguladıkları keyfi hukuksuzluğa, istediğim adalettir, iştir, haktır, onurlu bir duruştur. Sanırsam bu sistemde bunların modası geçmiş. Ama halada bunlar için ısrar eden insanların olduğunu bilinmesini istiyorum. Adalet sarayından çıktık minibüs duraklarının orda atıldığım fabrikada ki arkadaşlarımı gördüm. Samimi olduğunu düşündüğüm ikisiyle konuşmak istedim. Gözaltına alındığımızı çadırımıza saldırıldığını ve şimdide suçsuz bulunup serbest kaldığımızı söyleyince bir solukta kendilerini minibüse attılar. Hayretler içindeyim nasıl bir korku nasıl bir bencillik ki nasıl.
NEFA DİRENİŞ GÜNLÜGÜ
10
11.04.2015 CUMARTESİ
09.04.2015 tarihinde polis ve zabıta saldırısı sonucu tuttuğum günlükle beraber çadırımız ve içindeki eşyalar talan edildi. Ben ve beni ziyarete gelen Emrah diye bir arkadaşla gözaltına alındık. Bu yapılan ikinci hukuksuz saldırı oluyor. Tuttuğum günlükte bunları da yazmıştım fakat (Esenyurt’taki asayiş şubesi olduğunu tahmin ettiğimiz ya da siyasi şube polisi de olabilir ) günlüğümü ve birçok eşyamıza el koydular.
O gün bizim direnişimize destek veren bir ailenin evinde kaldık. Yarına malzeme ve araba ayarlayacağız ve çadırımızı yenileyeceğiz. Biraz dinlenmekte iyi gelecek diye düşündük. Şu an çadırımızın yerindeyiz. Eşyalarımızı getirdik bekliyoruz. Bir pankart astık. Beyaz bir kumaş, baskılar bizi yıldıramaz.
Tek kişilik de bir çadır kurduk. Asıl çadır akşama gelecek. Ona malzemeyle bu küçük çadırın üstüne kuracağız. Bu arada bu yazdıklarımı okuyan duyarlı insanlardan çadır direnişi malzemesi ve her türlü dayanışmaya desteklerini çok acil bekliyoruz. Bu baskınlarla sık sık karşılaşacağıza benzer. Akşam çadır malzemesi ve battaniyeler yetişmedi. Kuruçeşme’den DİH’li arkadaşlar yemek ve odun getirdi, vedalaştık. Battaniye olmadan uyumak zor olacak, iyi geceler.
12.04.2015. PAZAR
Pazar gününe yorgun geldik, sırayla uyuyoruz çadır içinde güneşin sıcağında. Sıcak bir uykuya hasret kalmışız. Bacaklarım üşümeden ağrımadan uykum bölünmeden iyi geliyor. Haber edinmeye çalışıyorum. Kısıtlı bilgiler var. Bakırköy halk pazarındaki Grup Yorumun Bağımsızlık konseri hakkında… Zaten sahnenin kurulamamasından da belli… Ama Grup Yorum orada halk da oradaymış. Her bir araya gelen topluluk polisin saldırmasına kadar şarkıları söylüyormuş kendi aralarında. Zorda olsa konseri yapmayı başarmışlar büyük halk korosuyla. Yalnız bu sefer halk söylemiş Grup Yorum dinlemiş. Bir konserde böyle olsun. Akşama kadar uyuduk desem yeridir. Battaniye ve çadır malzemeleri yine gelmedi yoğunluktan herhalde. Ama bu sefer halıyı ateşin yakınına koydum. Çükü yazlık çadırda ayaklarım soğuktan sızlıyor. Kararlılığımız ve coşkumuz aynı sıcaklıkta aynı yakıcılıkta her şeye rağmen direniyoruz.
13.04.2015 PAZARTESİ
Üç gündür havalar iyi gidiyor. Bu aralar gözaltından çıktığımız günden beri Esenyurt’ta ki polislerin tacizleriyle karşılaşıyoruz. Ya kamerayla görüntü alıyorlar geçip geçip ya da fotoğrafımızı çekiyorlar. Bizi rahatsız ettiklerini sanıyorlar, attığımız sloganlara işkence yaptırmak şerefsizliktir ve baskılar gözaltılar bizi yıldıramazı ekledik, kolum hala ağrıyor. Patron akşam bir atak yapmaya çalışıyor, tam kapıdan çıkmak üzereyken sloganları attık. Pişmiş kelle gibi sırıtarak gitti. Arayanımız soranımız gelenimiz gidenimiz çok azaldı. Tek şikâyetimiz bu. Arkadaşlarımızı dostlarımızı özlemek… Gün bitti sayılır. Her şeye hazırlıklıyız. Akşama hayırlısı.
14.04.2015 SALI
Bu gün idari kadronun giriş kapısında bir hareketlilik var. Arabalarla çıkıyor bir yerlere gidiyor geliyorlar. Öğlene doğru, akşamın 10’nunda zabıtalarla gelen sivil polislerin amiri ve onunda üstü olduğunu düşündüğüm bir kişi geldi. Patronla içeride özel görüşme yaptılar. Öğleden sonra çadırımızın bulunduğu giriş kapılara farklı yönlere bakan birkaç kamera daha koydular, yönleri iki farklı cepheden bizi çeken. Bu gün yağmur bekliyorum. Çadır kurmamız gerekiyordu, hiçbir haber yok bekliyoruz. Bu gün 3 amcam geldi. Hoş geldiler derken beni eve götürmeye gelmişler. Beni dinlemiyorlar, niyetleri baştan belli patronun avukatlığını yapar gibiler. İster işinde çalıştırır ister çalıştırmaz diyorlar. Kendimi savunamadım çok canım sıkıldı. Yanlarından daha sonra gitmişler. Odunumuz yok çadırımız yok, gelenimiz yok soranımız yok derken bir abimiz imdadımıza yetişti. Odunumuz geldi. Akşamda çadır malzememiz geldi. Hemen çadıra giriştik. Kısa bir zamanda çadırı hallettik. Direne Direne Kazanacağız.
15.04.2015
Sabahleyin Sakarya’dan duyarlı bir abimiz aradı. O an internette beni anlatan yazıyı okuyormuş, direnişimizi destekliyor. Bu gün ziyaretimize en son gözaltına birlikte alındığımız arkadaş geldi. Emrah benim durumumu merak etmiş aynı zamanda bu taraflarda bir iş görüşmesine gelmiş. Öğlene kadar yanımızdaydı. Öğleden sonrada DİH’li bir grup ziyaretimize geldi. Misafirlerimiz gittikten sonra bir zabıta ekibi çadırımızın önünde park ettiler. Çadırın hukuksuzluğu ve refüj yasağından bahsettiler. Bende işim için direnişte olduğumu bildikleri halde neden gece saat 10’da polislerle gelerek bu vicdansızlığa ortak olduklarını söyledim. Zabıtalar eskiden emekçiden yanaydı şimdi neden zulümden yana olduklarını sordum ve uğurladım. Peşinden firmaya bizim çadırı yıkmaya bizi de gözaltına almaya gelen komiser geldi. Zabıta otosu halen taciz geçişleri yapıyordu. Yarım saat kadar sonra komiser gitti, zabıtaların tacizi de bitti. Saat 6’ya geliyor. Bu olan bitenden anladığım kadarıyla bu geceye hazırlanıyoruz. Patronun keyfi tutumuna beni cezalandırır gibi işten atışına ve ondan sonrasında yaşadığımız haksızlıklara karşı en demokratik hakkımı kullanmama karşı yapılan bu baskılara karşı bu tecrite karşı adaletten yana olan herkesi duyarlı olmaya çağırıyoruz. Benimle ilgili terörist olduğumu söyleyerek bana yardım elini uzatan işçilerin patronlarıyla bir tepki yaratılmak isteniyor. Bu üzerimizdeki baskılara boyun eğmeyeceğim. Patronun uğurlamasında: kapıdan çıkarken kafasını sallayarak kımıldayan dudaklarından dökülen tehdit dolu sözlerin neler olabileceği hakkında bir tahmin yaratıyor. Bizde hazırız tüm baskılara karşı iki aydır direniyoruz direneceğiz. İşimi Geri İstiyorum.