10
06 Nisan 2017 Perşembe
Açlık Grevi Direnişimizin 42. Günü…
Dün Hava oldukça sıcaktı, şemsiyemizi güneşten yandığımız için açıyorduk. Bugün kararsız bir hava var bakalım gün içinde nasıl olacak…
Sabah 6.30’da kalktık, evden çarşıya gelen dolmuşlar saat başı kalktığı için ona göre uyanıp yola çıkıyoruz, sabah 7 aracına yetişiyoruz. Her seferinde olduğu gibi yine kontrol noktasında durduruluyor minibüs, şehir giriş ve çıkışlarında yapılan kontroller artık kanıksanmış olsa da mahalleden mahalleye geçerken yapılan bu kontrol herkesi sinirlendiriyor, kuşatma altındaki Gazze’ye giriyoruz sanki gibi sesler yükseliyor. Araç durunca jandarma ayaktakileri aşağıya indiriyor kendisi araca biniyor, her sabah aynı yüzleri görüyor ama yine de kimlikleri topluyor ve GBT yapıyorlar. Kimliği oldukça yıpranmış olan bir yolcuya kaç defa söyledim şu kimliğini değiştir diye çıkışıyor jandarma ve yolcuyu tanıdığı halde yine de kimliğini alıyor, yolcu da günde kaç kere çıkarıp kimlik veriyoruz 3 ay da 10 yıllık gibi oluyor kimlikler ne yapalım diye söyleniyor. Bazen jandarma araca girmiyor ve ne kadar kimlik toplanırsa içerden o kadarına GBT kontrolü yapıyor. Anlayacağınız göstermelik bir şey bu kimlik meselesi, biz her şeyi denetim altında tutuyoruz demenin yollarından biri. Halktan korkanların çaresizce halkın içine korku salma çabaları..
Nihayet GBTlerimiz “temiz” çıkıyor da yola devam edebiliyoruz. Alanımıza geldiğimizde ilk iş dövizlerimizi açıyoruz, taburelerimizi koyuyoruz, sıcacık birer çay söylemeye kalmadan günün ilk ziyaretçileri geliyor. İlk ziyaretçilerimiz dedeler oluyor, dedelerle sohbetimiz devam ederken Ankara Halkın Hukuk Bürosu’ndan önceki gün gelen avukatımız Ayşegül de geliyor alana. Biz sohbet edip çay içerken postacı geliyor. Bilmeyenlere duyurulur, postalarımız düzenli olarak buraya alana geliyor. Ee o kadar kira veriyoruz buraya, devlet her gün için her birimize 227 lira ceza kesiyor, tabi gelecek postamız! Yani sevgili dostlar “Alıcı: Kemal Gün Adres: Seyit Rıza Meydanı” diye yazarsanız mektubunuz bize muhakkak ulaşır. İki mektup var bugün Özgür Tutsaklardan! Hem 30 Mart kartı göndermişler hem de Kemal Baba’nın oğlu Çayan’ın katledilişinin ölüm yıldönümü için yazmışlar. Çayan’la ilgili anılarını anlatmışlar babamıza. Bizler her birimiz senin evladınız diyerek bitirmişler mektuplarını. Yüksek sesle okuyoruz mektupları, Çayan ve Murat’a dair anılarımızı anlatıyoruz.
Sonra Kemal Baba ile Avukatımız adliyeye dosyanın savcısı ile görüşmeye gidiyorlar. Son dilekçeyi vereli iki hafta geçti ancak herhangi bir gelişme olmadı, dosya hakkında bilgi almak ve yeni taleplerde bulunmak istiyorlar. Ancak 1 saat geçmeden geri dönüyorlar zira Savcı Beyler izine çıkmışlar. Hatta Savcının yürüttüğü bir soruşturma kapsamında 60’ın üzerinde gözaltı varmış karakolda ama o dosyayı bile başka bir savcıya devretmeden gitmiş… Tabi ne işleri var canım beklesinler insanlar gözaltında Savcı Bey’i günlerce!
Kemal Amcalar adliyede döndükten sonra İstanbul FOSEM’den ve Grup Yorum Korosu’ndan arkadaşlar geldiler. Onların gelmesi ile alanın çevresi hareketleniyor. Biri beyaz biri siyah iki zırhlı Ranger birkaç küçük araç ve ilerdeki sokağın içerisinde bir akrep beklemeye başlıyor. Anlaşılan İstanbullu ziyaretçilerimizden oldukça rahatsız Tunceli polisi, üçer beşer alanın çevresinde beklemeye başlıyorlar, sıradan insanmış da oturuyormuş gibi! Biz 42 gündür buradayız kim halk, kim değil bilmez miyiz? Önemsemiyoruz onları sohbetimize devam ediyoruz. Ziyaretçilerimiz Kemal Amca ile uzun uzun sohbet edip çekimler ve röportaj yapıyorlar. Bu sırada Elazığ’dan konuklarımız bağlamalarıyla geliyor, bağlama olur da türkü söylenmez mi! Hep beraber türküler söylüyoruz alanda, halkımızın ilgisi yoğun oluyor türkülerimize yanımıza oturup türkülerimize ortak oluyor video çekiyorlar. Babamıza “Bir Oğul Büyütmelisin”i armağan ediyoruz. Babamız iki yiğit oğlunu verdi şimdi de onlar için canını ortaya koyarak dosta düşmana evlat sevgisinin en yüce örneklerinden birini sergiliyor… İhraç edilen akademisyenler ve öğretmenler alana ziyarete geliyor, üniversite öğrencileri, köylüler…
Meydanın köşesinde kuruyemiş ve şekerleme satan Bülent Abi geliyor, bize kendi yazdığı güzel bir şiiri okuyor. Paranın ve kültürün kimde olduğunu bilemezsiniz diyor Bülent Abi, bakın bana diyor kuruyemiş satıyorum ama Kapitalin her bir cildini defalarca okudum, daha da okuyacağım diyor. En sevdiği eser Shakespeare’in Atinalı Timon’u imiş. Bir de romanı var Bülent Abi’nin güveneceği bir yayınevi arıyor.
41. gün Sağlık Emekçileri Sendikası ziyarete gelmiş ve her gün Kemal Amca’ya sağlık desteği sunacaklarını söylemişlerdi. Bugün de ihraç edilen sağlık emekçilerinden bir arkadaş gelip babamızın tansiyonunu ölçüyor önceki gün yüksek olan küçük tansiyonunun bugün düşmüş olduğunu ve bunun daha iyi olduğunu söylüyor. Bize Kemal Amca’nın sağlığındaki değişimleri not ettiği bir defter de bırakıyor. Yarın yine geleceğin söyleyip ayrılıyor.
Akşam İstanbullu ziyaretçilerimiz veda ediyorlar, onları havaalanına götürecek olan minibüse kadar eşlik ediyoruz ancak polis tacizi devam ediyor. Onlar minibüse binene dek takip ediyorlar ve minibüs hareket edince de peşlerinden gidiyorlar. Anlıyoruz ki arkadaşlarımızın kamera, tripot çantalarından rahatsız polis, GBT yapmadan bırakmayacaklar. GBT kontrolü yapıp takip etmeyi kestiklerini öğreniyoruz arkadaşlardan. Ancak alanın çevresinde polis hareketliliği devam ediyor en sonunda mesele nedir diye avukatımız Amirleri ile görüşmeye gidiyor. Öğleden sonra boyunca olanları anlatıp neden ortamı terörize ettiklerini, ziyaretçileri taciz ettiklerini soruyor. Haberi olmadığı şeklinde birkaç şey söyledikten sonra şüpheli bir araç meselesi olduğunu ve çözüldüğünü söylüyor. Dersim böyle bir yer işte kıyafetlerinizin ve fotoğraf makinenizin olduğu çantalar sizi potansiyel suçlu yapmaya yetebilir ya da aracınızı park edip alışverişe gidersiniz ve iki saat sonra bomba imha ekiplerini aracınızın başında bulabilirsiniz.
Akşam aynı saatte eşyalarımızı toplayıp alanın yanındaki kafede haberleri izlemeye geçiyoruz, Berkin Elvan’ın katilinin yargılandığı dosyanın ilk duruşması yapıldı Çağlayan Adliyesi’nde, avukatların açıklamalarını izliyoruz. 3 yıl sonra açıldı Berkin’in davası tam 3 yıl! Katilleri cezasızlıkla ödüllendirip yeni katliamlar yapmaya devam ediyorlar.. Az sonra tutuklu avukatlar için oturma eylemi yapan avukatların işkence ile adliyeden atılıp gözaltına alınma haberi geçiyor. Avukatlar yaralanmışlar, kiminin burnu kiminin ayağı kırılmış. Ülkemizde adaletsizliğe sebep olan değil adalet isteyen cezalandırılır! Neyse ki bu zulme, bu adaletsizliğe boyun eğmeyenler var ve halka umut oluyorlar, güç oluyorlar…
Ve yine akşam aracına yetişip, yeni güne güç toplamak üzere evimize dönüyoruz…
Dersim’den sevgiler.
