8
ALEV ŞAHİN MESLEĞİNİ RANT İÇİN DEĞİL HALK İÇİN ONURUYLA YAPAN MİMARDIR. HAK ARAMA MÜCADELESİNDE HAKLININ HALKIN YANINDA YER ALMAKTAN ÇEKİNMEDİ. BİLGİSİNİ HALKIN ÇIKARI İÇİN KULLANDI. DÜZCEDE ÇALIŞTIĞI KURUMDA NASIL BİR İNSAN OLDUĞU ÇALIŞANLAR TARAFINDAN ÇOK İYİ BİLİNİR. KENDİSİ AYNI ZAMANDA KESK’E BAĞLI YAPI YOL SENDİKASININ ÜYESİDİR.
POLİSİN KENDİSİNE YÖNELİK BU TUTUMU GÖZDAĞI VERMEKTEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR. KENDİSİNİ DE ÇOK GÜZEL İFADE ETTİĞİ GİBİ HIRSIZLAR, KATİLLER TECAVÜZCÜLER ORTALIKTA DOLAŞIRKEN YERİ YURDU BELLİ OLAN KAMU EMEKÇİSİNE YÖNELİK AZGINCA TAVRI AKP FAŞİZMİN BİR SONUCUDUR. EMEKÇİLERİ BOYUN EĞDİRMEK TESLİM ALMAKTIR AMAÇLARI… AMA BOŞUNA… EMEKÇİLERİ TESLİM ALAMAYACAKSINIZ.
HALKIN MİMARI ALEV ŞAHİN’İN BAŞINA GELECEK HERHANGİ BİR OLAYDA BAŞTA ANKARA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ OLMAK ÜZERE, HAKLARINI ARAYANLARI TERÖRİST İLAN EDİP GÖZALTINA ALARAK TUTUKLAYAN İÇİŞLERİ BAKANLIĞI SORUMLUDUR.
ALEV ŞAHİN YALNIZ DEĞİLDİR!
EMEKÇİYİZ HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ!
KAMU EMEKÇİLERİ CEPHESİ
ALEV ŞAHİN’İN AVUKATLARINA AKTARDIĞI OLAYI SİZLERLE PAYLAŞIYORUZ…
Merhaba Sevgili Avukatlarım;
Sizleri 1 Ocak pazar akşamı Ankara’dan Düzce’ye dönerken yaşadığım bir olayı aktarmak durumundayım. Bildiğiniz gibi 2011’den bu yana düzce’de kamu emekçisi olarak çalışmaktayım. Bu süre boyunca da haftasonlarımı ailem ve arkadaşlarımla birlikte geçirmek için Ankara’da değerlendirmeyi tercih ediyorum. Beş yıldan fazla süredir gidip geldiğim bu süre içerisinde OHAL’den bu yana benim de yolculuk ettiğim otobüs firması birkaç sefer kolluk kuvvetleri tarafından durdurulup keyfi biçimde tüm yolculara GBT taraması yapılıyor ve yolumuza devam ediyorduk.
Benzer uygulama 1 Ocak pazar akşamı Ankara’yı henüz çıkmamıştık ki tekrar yaşandı. GBT’nin ardından polis otobüse binerek adımı söyledi ve aşağıya inmemi rica etti(!) ‘sorun nedir?’ diye sorduğumda otobüste konuşmak istemediğini, aşağıya inmemim daha iyi olacağını söyleyince ben de halktan gizleyecek hiçbir şeyimin olmadığını burada söylemesini istedim. Fakat ısrarında devam edince otobüste garip bir hava yarattı, ben de inip öğreneyim dedim. Aşağıda uzun namlulu kar maskeli polisler etrafımı çevirerek yapılan GBT’de aşırı sol bir terör örgütüne üyelikten kaydımın olduğunu ve çantamı aramak zorunda olduklarını söylediler. Ben de aşırı sol bir örgüte üyelik kaydım var ve benim bundan haberim yok, öyle mi? Ayrıca çanta aramanın hukuksuz olduğu, neye dayanarak bunu yapacakları üzerine tartışırken elindeki cihazla muavinin o sırada indirdiği çantamı kontrol etmeye başladılar. Artık ne kadar hassas bir ayar yaptılarsa çantada sadece giysilerim olmasına rağmen cihaz uyarı verdi. Tüm itirazlarıma rağmen çantamı aramak için kendi araçlarına götürdüler. Bunun keyfi olduğunu, hangi talimat ya da kararla ya da hangi kanuna dayanarak bu işlemi yaptıklarını, ayrıca erkek polislerin çamaşırlarıma dokunmasına izin vermeyeceğimi, bu durumun kendisinin zaten küçük düşürücü olduğunu söyleyince ‘ohal’de olduğumuzu,kendilerinden emin bir biçimde istiyorsam şikayet etmemi’ söylediler ve otobüsten bir kadın yolcuyu indirerek çantamı aramasını istediler. Otobüse gelene kadar metroda ve AŞTİ’de bu çantaların xrey’den geçtiğini, beni değil elini kolunu sallayarak hala ortalıkta dolaşan katilleri aramalarını söyledim. Bu sırada kadın yolcu çantada sadece çamaşır var deyince, küstahça “kusura bakma arkadaşım, görevimizi yapıyoruz’ diyerek çantalarımı muavine verdi. Ben de ‘arkadaşı olmadığımı bana bu şekilde hitap edemeyeceğini, katillerin hırsızların peşine düşeceğine bir kamu emekçisinin çantasında ne aradıklarını’ sordum. Bana merak etmeyin gözaltına almayacağız dediler, ben de gözaltı ile mi tehdit ediyorsunuz, alın o halde dedim. O da bana terör örgütü üyeliğinden kaydınız var, yapmak zorundayız vb. şeyler söyleyince örgüt üyesi olsaydım zaten seninle bu şekilde konuşmazdım deyip kimliğimi alarak otobüse bindim. Tüm otobüs meraklı gözlerle bana bakıyordu. Ben de ‘arkadaşlar, ben solcu sosyalist biriyim.Düzce’ye beş yıldır hizmet veren bir kamu emekçisiyim ve yıllardır sol bir sendikanın da başkanlığını yapıyorum. Yoksulların, emekçilerin hakkını savunan birinin poliste kaydının olması kadar normal bir durum yok ülkemizde. Katillerin, tecavüzcülerin, hırsızların peşine düşeceklerine benimle uğraşıyorlar. durum budur, kusura bakmayın.’ dedim. Otobüstekilerin tepkisi gayet samimiydi. Geçmiş olsun diyenler, canınızı sıkmayın diyenler, yüzüme güzel bakan gözlerle karşılanmak halka olan sevgi ve güvenimi bir kez daha tazeledi. Çantamı aramak zorunda bırakılan yolcu da aynı samimiyetle ve utangaçlıkla yüzüme bakınca, sorun değil dedim. Çantamı vermek zorunda kalan muavin çay-kahve servisine geçti ve bana canınızı sıkmayın dedi ve düzceye kadar sorunsuz bir şekilde yolumuza devam ettik.
Şunu bir kez daha net bir biçimde gördüm ki; halkımız polisten nefret ettiği kadar korkuyor da. bu korkuyu yoksulluklarının ve açlıklarının sebebi olan egemenlere karşı öfkeye dönüştürebilirsek başaracağımıza inanıyorum. Polisin beni terörize etme çabalarının halkın gülen gözleriyle beni selamlamasına dönüşmesinden de ayrıca mutluyum.
Sizinle bunu paylaşmamın sebebine gelecek olursak; bence bu durum tamamen Ankara polisinin kurguladığı bir durumdur ancak amacına ulaşamamıştır. Bir sonraki yolculuklarımda başıma gelebileceklerden Ankara polisi sorumludur. Ne yaparlarsa yapsınlar dostlarım Nuriye Gülmen, Semih Özakça ve Acun Karadağ’ın haklı mücadelesinde, yoksulların, emekçilerin ekmek ve adalet kavgasında yanlarında olacağımı belirtmek istiyorum.
İyi çalışmalar, kolay gelsin.
Alev Şahin
