6
Anayasa’nın 121. maddesi “olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, kanun hükmünde kararnameler çıkarabilir” hükmünü içeriyor. Taşeron işçiye kadro konusunun olağanüstü halin gerekli kıldığı bir konu olmadığı çok açık olmasına rağmen AKP kendi yasalarına dahi uymuyor. Meclisten yasa çıkartmıyor, çünkü kazanılmış bir hak olmasını istemiyor. Bir lütuf olarak sunuyor, ‘’ben istediğimi, istediğim şekilde, istediğim kadar çalıştırırım’’ diyor.
1-Herşeyden Önce Düzenleme Tüm Taşeron İşçilere Kadro Vermiyor
-Belediye ve il özel idarelerinde çalışan işçilere kadro verilmiyor.
-PTT işçilerine kadro verilmiyor.
Kadroya alınacak taşeron işçiler, “personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmeleri kapsamında çalıştırılanlar” olacak.
Anahtar teslimi ihale yoluyla kamudan iş alan şirketlerde çalışanlar (ki bunların önemli bir bölümü fiili taşeron işlevi görmektedir) kadroya alınmayacak. Özetle; belediyeler, il özel idareleri ve bağlı kuruluşlarda çalışanların önemli bir bölümü, yaklaşık 450 bin taşeron işçi kadroya alınmayacak. Belediyelerde çalışan işçiler ise belediye şirketlerinde işe alınacak.
2-Kadroya Alınanlar İkinci Sınıf Kamu İşçisi Olacak
Kadroya alınanlar aynı işi yapan kamu işçileri ile eşit haklara sahip olamayacak. Birinci ve ikinci sınıf kamu işçisi statüsü yaratılacak. Kadroya geçen işçiler daha önce çalıştıkları taşeron şirketlerde Yüksek Hakem Kurulu (YHK) tarafından bağıtlanan toplu iş sözleşmelerindeki mevcut haklarını almaya devam edecekler. Bu toplu iş sözleşmeleri bitinceye kadar çalıştıkları işyerlerinde halen var olan toplu iş sözleşmelerinden yararlanamayacaklar. 2019’a kadar taşeron işçisi gibi çalışmaya devam edecekler. Tek fark işveren bir taşeron şirket değil, devlet olacak. Bu düzenleme ile toplu iş sözleşmesi hukuku yerle bir ediliyor. Aynı işyerinde iki farklı toplu iş sözleşmesinin uygulanmasına olanak sağlanıyor. Ve bu durum Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırıdır.
3-Kadroya ve Belediye Şirketlerine Alınacak İşçilerde Bazı Şartlar Aranıyor
10 Gün İçerisinde Başvur, Açtığın Davalar ve Alacaklardan Vazgeç, Güvenlik Soruşturmasını Geç, Sınav-Sözlü veya Mülakatı Geç, Emeklide Değilsen Olabilir!
Sanırız herkes keyfiyetin farkındadır. AKP’nin kimi isterse onu kadroya ya da belediye şirketlerine alacağı ortadadır. Gazeteci, avukat, sanatçı, akademisyen, işçi, memur, öğrenci demeden kendine karşı çıkan herkesin soruşturmalara tabi tutulduğu, gözaltına alınıp, tutuklandığı bir ülkede AKP’nin bu durumu fırsata çevirerek KENDİ KADROLARINI yaratmaya çalıştığı açıktır.
Taşeron işçilerin kadroya ya da belediye şirketlerine geçebilmeleri için taşeron olarak çalıştırılmalarına ilişkin açtıkları davalardan ve icra takiplerinden feragat etmeleri, hatta gelecekte bu tip davalar açılmayacağının da taahhüt edilmesi ve tüm haklardan feragat edildiğine dair yazılı bir sulh sözleşmesi istenecek. Böylece işçilerin açtıkları ve kazandıkları muvazaa davaları boşa gidecek ve yargı kararları uygulanamayacak. Kısacası hukuksuzluklar örtbas edilecek, yapanların yanına kar kalacak. Davadan vazgeçme şartının koşulması ise açıkça yargıya erişim hakkının gaspıdır.
AKP ÇÜRÜMÜŞ KAPİTALİZMİN AYNASIDIR
AKP iktidarı; işçilerin, emekçilerin, halkın değil patronların, sermayenin iktidarıdır. Bakın 16 yıllık iktidarı süresince halk için, emekçiler için çıkarttığı tek yasa, düzenleme var mı? Hayır, yoktur. Aksine pek çok düzenlemeyle doludur geçmişleri. Artan iş cinayetleri, açlık, yoksulluk, yolsuzluklar almış başını gidiyor. Ülkeyi yönetebilmek, halkın memnuniyetsizliklerini, öfkesini dindirebilmek için, 15 Temmuz 2016 dan bu yana OHAL ile halka terör uyguluyor, işkenceler, katliamlar yapıyor. İşten çıkartıyor, tutukluyor. Çocuklara tecavüz eden sapıkları aklıyor. AKP çürümüş kapitalizmin aynasıdır.
Bu yanıyla AKP’nin toplumun hiçbir kesimine verebileceği bir şey yoktur. Son çıkartılan iki KHK’da yine halka, işçilere, emekçilere saldırı vardır.
-Tek tip elbise ile devrimci tutsakları teslim alabileceğini sanıyor.
-İktidarı boyunca yarattığı, besleyip büyüttüğü sivil faşistleri geçmişte ve bugün işlediği ve işleyeceği suçlardan yasal olarak aklamaya çalışıyor.
-Taşeron işçilerin yıllardır sürdürdüğü kadro mücadelesini, kendi koydukları yasaları dahi çiğneyerek ‘’taşeron işçiye kadro veriyoruz…’’ yalanlarıyla aldatmaya çalışıyor.
-Yine binlerce kamu çalışanını işsiz bırakıyor.
AKP, Taşerona Kadro yalanıyla milyonlarca işsize yenilerini ekleyecek. Binlerce emekli işsiz emekliler kervanına katılacak.
İŞÇİLER, EMEKÇİLER, HALKIMIZ! Bu Saldırıya GENEL GREV İle Karşı Çıkalım!
AKP’nin OHAL’ine de, KHK’larına da, ‘’Taşerona Kadro’’ yalanlarına da sessiz kalmamalıyız. Çalışmak herkesin Anayasal hakkı iken, eşit işe eşit ücret uygulanması gerekirken AKP yıllardır verdiğimiz taşeronun kaldırılması mücadelemizi bastırmak için 16 yıllık iktidarları boyunca işçi sınıfına ve halka yönelik bu en büyük saldırısını boşa çıkartalım. AKP tüm haklarımızı gasp etmek istiyor. Mücadele etmekten, direnmekten başka şansımız yok.
Devrimci İşçiler!
İşin en büyüğü sizlere düşüyor. İşyerlerinde işçi arkadaşlarımızla bu gerçekleri tartışalım. Başta DİSK olmak üzere sendikaların, tüm demokratik kitle örgütlerinin bu düzenlemeye karşı çıkması için girişimlerde bulunalım. İşyerlerinde üyesi olduğumuz sendikaların yönetimlerini, temsilcilerini harekete geçirmeye çalışalım. Unutmayalım bizler tabandan, işyeri komiteleri, işçi meclisleri olarak kararlar alır ve harekete geçersek onlara da adım attırabiliriz.
Evet, zor ancak imkânsız değil. Sendikacılar; ‘’yasa geçti ne yapabiliriz ki…’’ diyeceklerdir. Ancak işçi sınıfı tarihinde bunun onlarca örneği mevcut. 15-16 Haziran 1970 Büyük İşçi Direnişi buna bir örnek. Ya da geçtiğimiz yıllarda metal işçilerinin eylemleri ve yine onlarca irili ufaklı direniş, açlık grevi örnekleri önümüzde duruyor. Çok az kişiyiz diye düşünmemeliyiz. İşte Nuriye Gülmen ve Semih Özakça gözlerimizin önündedir. Vaktimiz yok. Bizler bu saldırıya GENEL GREV ile karşı çıkmalıyız.
Genel Grev ile;
1-Koşulsuz olarak herkese kadro hakkımızı,
2-Grevli Toplu Sözleşme hakkımızın sağlanması ve bakanlar kurulu kararı da dahil olmak üzere hiçbir koşulda grevlerin ertelenemeyeceğinin güvence altına alınmasını,
3-İşçi alacaklarında mahkemeden önce arabulucuya gidilmesini zorunlu kılan ZORUNLU ARABULUCU YASASI’ nın kaldırılmasını,
4-Kıdem Tazminatının fona devredilmesinin tamamen gündemden çıkarılarak devlet güvencesine alınmasını,
5-OHAL’in hemen kaldırılarak, çıkartılan KHK’ların iptal edilmesini istemeliyiz.
Taşerona Köle Olmayacağız!
Kahrolsun Faşizm Yaşasın Mücadelemiz!
İşçiyiz Haklıyız Kazanacağız!
