Açıklamada yer alan her konuya tek tek biz de kendi cephemizden cevap verebiliriz ama buna çok da gerek duymuyoruz… Ancak şunu net olarak söyleyebiliriz ki, DİSK’e yönelik bir saldırı yoktur. Sadece patron sendikacılığı yapanların işten attıkları için direnen işçiye ve onu destekleyenlere karşı linç saldırısı vardır. Toplumlar tarihinde linç saldırısı düzenleyenlerin kimler olduğu da bellidir. Bunu ancak burjuvazi ve onun ideolojisinden etkilenenler gerçekleştirir. Planlar ve uygular. Halkımızın ve emekçilerin artık bu konu hakkında yeterince bilgisi olduğuna inanıyoruz. Gerek işi için direnen Oya Baydak, gerekse de direnişi destekleyen Devrimci İşçi Hareketi, doğru ve hatta “tarafsız” açıklamalarla herkesi bu konu hakkında oldukça geniş bir şekilde bilgilendirmiştir.
Kamu Emekçileri Cephesi Açıklama
10
KESK SAFINI BELİRLEMELİDİR!
YA DİRENENLERDEN YANA OLMALI, YA DA LİNÇLERİ ÖRGÜTLEYEN, İŞÇİ ATAN PATRON SENDİKACILARINDAN YANA…
30 Temmuz 2015 tarihinde KESK, TTB VE TMMOB “DİSK’in Kapısına Zincir Vurulması ve Yöneticilerinin Tehdit Edilmesi, Hak Arama Mücadelesi Olamaz!” başlığı altında ortak bir açıklama yayınladılar.
Yapılan açıklamada “DİSK binasının kapısının zincir ve kalaslarla kapatılmış olmasından ve binanın kullanılamaz hale getirilmesinden” bahsediliyor. Genel-İş sendikasının, bir çalışanını işten çıkarmasından dolayı hak ararken bu durumun yaşandığını anlatıyorlar. Açıklamayı bu hali ile okuyan herkes, DİSK binasına saldırı olduğunu düşünür. Belki de bu örgütler, böyle düşünülmesini bilinçli olarak istiyorlardır. Hiçbir araştırma yapmadan, taraflarla görüşmeden açıklama yapıyorsanız, aslında siz de tarafsınızdır. Ki KESK de böyle yapmıştır. Sonrasında da hak arama yöntemlerinden, platformlarından, tüzüklerden bahsederseniz yanlışa düşersiniz. Ödenen büyük bedellerle oluşan tarihinize kara leke sürersiniz.
KESK’in de içinde bulunduğu bu üç kurum, hak aramanın meşruluğundan bahsetmişler. Aslında lütfetmişler. Kimse hak aramanın meşruluğunu sizden öğrenecek değil. Siz, milyonlarca emekçinin hakkını ararken, meşruluğa inanarak mücadele ettiniz mi hiç? Düzenin çizdiği sınırlar dışında hangi hak arama yöntemlerini kullandınız? Meşruluğunuza inanarak mücadele ettiniz mi ve direndiniz mi? Şimdi de kalkmış, meşruluğuna inanarak direnen bir işçiye ve direnişe, tıpkı siyasi iktidarın saldırdığı gibi saldırıyorsunuz. Nasıl direnileceğini sizden mi öğrenecek, işi ve hakları için direnen işçiler. DİSK önünde gerçekleştirilen direnişte yaşananları bile araştırma gereği duymadan açıklama yaparak, direnişi ve direnen işçiyi karalıyorsunuz. Sizler de birileri gibi güneşi balçıkla sıvamaya mı çalışıyorsunuz? Sonra da direnişin nasıl olması gerektiğini anlatıyor ve kendinizi ele veriyorsunuz. Bitmişliğiniz ve çürümüşlüğünüz sizi ve anlayışlarınızı ele veriyor.
Kalkmışsınız bir de hak arama mücadelesi olarak tüzüğü gösteriyorsunuz. KESK Yürütme Kurulu’na sormak lazım… Sizin tüzüğünüzde, işten çıkarılan, haksızlığa uğrayan bir emekçiye sahip çıkmak ve dayanışma göstermek mi var, yoksa kim olursa olsun bir emekçiyi işten çıkaranlara sahip çıkarak dayanışmak mı var? Yoksa siz her zaman yaptığınız gibi, kimsenin haberi olmadan KESK’in tüzüğünü mü değiştirdiniz? Ya da KESK’in tüzüğünde hak aramanın koşulları, yöntemleri, araçları, anlayışlarınızın ihtiyaçlarına göre mi yazıyor? Kaldı ki KESK’e bağlı Eğitim-Sen üyesi Hatice Yüksel’in direnişine neden sahip çıkmadınız? Neden küçük bir açıklama dahi yapma gereği duymadınız?
Bize göre, bir çalışanın işine; hırsızlık, ahlaksızlık, ajanlık yaptığı için son verilir. Diğer nedenler bahanedir. Kendi anlayışlarının ihtiyaçları üzerinden yaşanan işten çıkarmalardır. Yarın sizin bir üyeniz, devlet tarafından işten çıkarıldığında nasıl direniş örgütleyeceksiniz? Siyasi iktidar size, ‘Siz de işçi çıkarıyorsunuz, direnince saldırıyorsunuz ve saldırdınız.’ dediğinde cevabınız ne olacak? Yoksa Hatice Yüksel’e sahip çıkmama nedenlerinizden bir tanesi de bu mudur? İktidara karşı direnişlerin meşruluğunu, kendi ellerinizle ortadan kaldırıyorsunuz. Aslında nasıl bir sendikal anlayışa sahip olduğunuz ortaya çıkıyor. Kendi ihtiyaçlarınıza göre sendikal mücadeleyi şekillendiriyorsunuz. Bunun karşısında direnişle karşılaştığınızda şaşırıyorsunuz.
İşten çıkarmalar ve bunun karşılığında yaşanan direnişler, bu örgütlerin savrulmaları ilk değil. Yakın tarihimizde İMO (TMMOB’a bağlı İnşaat Mühendisleri Odası) da Cansel Malatyalı’nın işten çıkarılmasında ve direnişine yönelik KESK’in aldığı tutum bunun en güzel örneğidir. Burada da benzer açıklamalarla, yine direnen bir işçiye ve destekleyenlere saldırmış, yine işten atanları desteklemiş ve sahiplenmiştir.
Kamu Emekçileri Cephesi’ne, KESK’te kırmızı çizgi koyanlar, devrimci sendikacıları yönetimden tasfiye ettikten sonra, KESK’in hukuk danışmanlığını yürüten Halkın Hukuk Bürosu ile tek taraflı olarak sözleşmelerini fesh etmişlerdir. Fesh etme nedeni olarak da türlü türlü bahaneler üretmişlerdir. Bizce bunun nedeni, DİSK’de İMO’da yaşananlardan farklı değildir.
KESK’in de ortak olduğu açıklamada ‘Kani Beko, Remzi Çalışkan, Arzu Çerkezoğlu ve diğer yöneticilerin tehdit edildiğini’ ifade ediyorsunuz. Bunu da hangi bilgi ve belgeye dayandırıyorsunuz? Kimlerle görüştünüz, araştırma yaptınız da mı bu yargıya vardınız? Bu isimler, 9 Temmuz’da DİSK önünde linç saldırısını örgütleyen ve talimatını veren kişilerdir. Bu sizi hiç mi ilgilendirmiyor? Siz de mi böyle düşünüyorsunuz eyy KESK Yürütme Kurulu? ‘Devrimciyiz, sosyalistiz, yurtseveriz’ diyorsunuz. Ne zamandan beri bu sıfatlara sahip olanlar linçleri savunur, örgütleyenleri sahiplenir oldular. Yaptığınız açıklama ile artık siz de linçleri savunan ve gerçekleştiren konumuna düştünüz. Sınıf mücadelesinde bir ilki yarattınız.
Daha düne kadar ortak merkezi mitinglerde işçileri ‘para olmamasından dolayı getiremeyeceğini’ söyleyen DİSK, ne oldu da birden bire, hem de İstanbul’a; İzmir, Ankara, Mersin ve Diyarbakır illerinden çeteleri taşıdı. Bunun nedenini araştırdınız mı? En azından sormadınız mı; ’Madem saldırı altındasınız, İstanbul’da DİSK’e sahip çıkacak işçi yok muydu?’ diye. Veya patron sendikacıları, kendilerini koruyacak işçi mi bulamadılar İstanbul’da? Eminiz bunların cevabını da merak etmediniz. Yoksa bunları da açıklardınız.
Olayları ve olguları, nedenleri ve sonuçları üzerinden değerlendirirsiniz. Tarafgirlik üzerinden değerlendiremezsiniz. Böyle yaparsanız, kendinizi ve niyetlerinizi ele verirsiniz. Bu da lincin başka bir yöntemidir. Zamanınız yok değildi. DİSK önünde, patron sendikacılığı anlayışının örgütlediği linç saldırısının üzerinden 22 gün sonra açıklama yaptınız. Bu sürede en azından linç saldırısına uğrayanlara, patron sendikacıları tarafından katledilmek istenenlere sorabilirdiniz. Ama yapmadınız. Yoksa ‘işçi çıkardığımızda bizimde başımıza gelir, çıkardığımız işçi direnebilir, biz de böylesi direnişlerle karşılaştığımızda sahip çıkanlar olsun’ diye rüşvet mi verdiniz DİSK’teki patron sendikacılarına?
Kendinize gelin. En azından taraf olmadan, tarafsız bir şekilde, yaşanan olay ve olguları araştırarak açıklama yapın. Sonra açıklamada belirttiğiniz ‘sorunun bir an önce diyalogla çözüme kavuşmasını’ bekleyin. Ama açıklamanız kendinizi ele veriyor. Temmuz’un 9’undan ve Oya Baydak’ın direnişinin başlamasından bu yana sorunun çözümü için ne yaptınız?
Düzene doğru, koşar adım ilerliyorsunuz. Artık sınıf mücadelesi vermiyorsunuz. Sınıf sendikacılığını bir kenara bıraktınız. Düzen içi sendikacılığı savunuyorsunuz. Yol yakınken, daha fazla çürümeden ve yozlaşmadan, o gittiğiniz düzen yolundan dönün.
Kurmaya çalıştığınız yeni sendikal anlayışa, düzen içi sendikacılığa, patron sendikacılığına, emekçiler geçit vermeyecektir. Bir tek, tekil bir direniş bile sizin ezberinizi bozmaya yetti. Gündelik politikalar belirlemenizden kaynaklı, ne yapacağınızı bilemez haldesiniz. Her davranışınız, tutumunuz ele veriyor sizleri. Niyetinizden bağımlı ya da bağımsız, linci bile savunur duruma düştünüz…
Bir an önce bu açıklamayı düzeltmelisiniz. DİSK’te yaşananları, en azından bağımsız olarak araştırın, halkı ve emekçileri doğru bilgilendirin.
LİNÇ SALDIRISINI VE İNSANLARIN ÖLDÜRESİYE DÖVÜLMESİNİ MAHKÛM ETMEYENLERİN, DEMOKRASİ MÜCADELESİNDE YERİ YOKTUR!
13 AĞUSTOS 2015
KAMU EMEKÇİLERİ CEPHESİ
www.kamuemekcilericephesi.net
kamuemekcileri2014@gmail.com