8
16 Mart Beyazıt Katliamında Katleden Devlet, Hesabını Soracak Olan Bizleriz!
“çitler kesilir birer birer
cop ve bomba alt edilirler
biz ki gürleyen birer volkanız
beyazıt patlayan krater
cop ve bomba alt edilirler
biz ki gürleyen birer volkanız
beyazıt patlayan krater
mart’ın onaltısında yedi can
düştük gün ortasında yedi can
bin dallı yasemen olup yeşerdik
faşizmin karşısında yedi can
…”
16 Mart Beyazıt Katliamı’nın üzerinden 41 yıl geçti. Geçen 41 yılda ne katledilen 7 devrimci öğrencinin cansız bedenlerinin görüntüsü silindi aklımızdan, ne de katillerden sorulacak hesap! Nasıl ki 1978’de Beyazıt’taki gibi tazeyse burnumuzdaki barut kokusu, öyle diri, öyle ilk günkü gibi taze öfkemiz.
1978’de Beyazıt’ta Ne Olduğunu Hatırlıyor Ve Hatırlatıyoruz:
“Dev-Genç’in faşist işgalleri kırma kampanyası çerçevesinde tüm okullara girmesi ve her okulda faşistlere karşı mücadeleyi yükseltmesi; sivil faşist hareket için büyük bir darbedir ve bunun çarelerini bulmak zorundadır.” (Gençlik 1, syf.204) İlk olarak yöneldikleri, varlıklarını sürdüremeyip gün be gün tecrit oldukları okulları kapattırmayı sağlamak yönünde olmuştur. Öğrenci gençliği teslim almayı hedefleyerek üniversitelere yönelen sivil faşistler, “Merasim Birliği” adlı polis birliğinin desteğiyle devrimci öğrencilere her an saldırılarda bulunsalar da örgütlülüklerini kıramamışlardır. Bunun için bombalamalardan öğretim üyelerini vurmaya kadar her yolu denemişler; ancak başarılı olamamışlardır. Bu noktada ikinci taktikleri devreye girmiş ve okula kalabalık şekilde gelip giden devrimci öğrencilere yönelik kitle katliamı gerçekleştirmek için fırsat kollamaya başlamışlardır. Böylece yeniden üniversitelerde var olabileceklerini, yetkinlik kazanacaklarını düşünen sivil faşistler, 16 Mart 1978’de Devrimci Kitle Süleymaniye’ye gitmek üzere çıkışa yönelmişken İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi önünde üzerlerine bomba ve kurşun yağdırarak 7 öğrenciyi katletmiş; onlarcasını yaralamıştır. Ancak bu alçak katliamlardan da istediğini elde edememiş, üniversitelerden devrimcileri söküp atmak bir yana, Dev-Genç öncülüğünde yapılan işgallerle karşılaşmışlardır. Bu işgallerde 2000’den fazla öğrenci İşletme Fakültesi’nde toplanmış, daha sonrasındaysa liselilerden, ortaokullardan, ailelerden yüzlerce insan işgale desteğe gelmişlerdir. Bu işgallerde yapılan konuşmalarda katliamlar ve failleri teşhir edilmiş, oligarşinin tüm planları bir kez daha boşa çıkarılmıştır.
Bizler Beyazıt Katliamının faillerini tanıyoruz. Halepçe’den tanıyoruz. Sivas’tan, Maraş’tan tanıyoruz. Maskesi değişir ama altından hep aynı yüz çıkar. Bazen 16 Mart’ta olduğu gibi İstanbul Emniyeti’ne bilgi notu geçer ve “ülkücülerin 8-10 gün içinde İstanbul Üniversitesi çıkışında solcu öğrencilerin üzerine dinamit atıp, silahlı tarama yapacaklarını” bildirir. Yeri gelir emri “Abdullah Çatlı’dan aldığını ifade ederler. Bizler çok iyi biliyoruz ki, Beyazıt’taki katleden devlettir. Bundandır ki üzerinden 41 yıl geçse de hala katliamın failleri cezalandırılmadı. Bundandır ki hala kudurmuşçasına devrimcilere saldırıyor, katledebildiğini katlediyor; katledemediğini uzun yıllar tutsak ediyor. Halkın yüreğine kök salmış devrimci mücadele katliamlarla bitirilemez. Üzerinden değil 41, 41 bin yıl da geçse katliamlar unutturulamaz, hesapsız kalmaz!
16 Mart’ta Katleden Devlettir! Beyazıt Katliamının Hesabını Soracağız!
DEV-GENÇ
