DİRİ DİRİ YAKANLARI ASLA AFFETMEYECEĞİZ, ASLA UZLAŞMAYACAĞIZ!
NATO KARARLARINI S, R, Y KUYU TİPİ TECRİT VE İMHA MERKEZLERİNE GÖMECEĞİZ!
Tarih 19 Aralık 2000’i gösterdiği zaman devrimcilerin bulunduğu ülkemiz hapishanelerinde dönemin DSP-ANAP-MHP iktidarı katliam gerçekleştirdi. 8 jandarma komando taburu, 37 bölük olmak üzere 8 bin 335 askeri görevli vardı katliamda. 191’i subay, 432’si astsubay, 392’si uzman jandarma, 281’i uzman erbaş, 7 bin 80’i er ve erbaş bizzat katliama katıldı. Dört gün süren saldırıda 20 bini aşkın gaz bombası kullanıldı. Sadece Çanakkale Hapishanesi’nde 5 bin 48 adet gaz bombası kullanıldı.
Ümraniye, Bayrampaşa ve Çanakkale hapishanelerinde Skorsky helikopterleri kullanıldı. Katliama Balıkesir’den ve İstanbul Halkalı’dan jandarma özel operasyon timleri katıldı.
Ankara Emniyet Müdürlüğü, Bayrampaşa ve Ümraniye’deki hapishanelerde kullanılmak üzere 400 adet gaz bombası gönderdi.
Devletin bu kadar askeri olarak hazırlandığı saldırıda 28 devrimci tutsak katledildi. 28 devrimci işkencelerle, kurşunlarla, bombalarla katledilirken Bayrampaşa Hapishanesi’nde 6 kadın tutsak Seyhan Doğan, Nilüfer Alcan, Şefinur Tezgel, Gülser Tuzcu, Özlem Ercan, Yazgülü Güder Öztürk diri diri yakıldı ve ailelerine kömürleşmiş bedenleri verildi.
6 kadının diri diri yakıldığı gerçeğini tüm dünyaya yanmış bedeniyle ambulanstan inerken Birsen Kars haykırdı: “6 KİŞİ DİRİ DİRİ YAKTILAR”
Analar babalar evlatlarını kömürleşen bedenlerinden tanıyamayarak “Farketmez hepsi bizim evlatlarımız” dedi.
23 yıldır Anadolu halklarının hafızasına kazınmıştır Seyhan Doğan’ın kömürleşen bedeni. Seyhan Doğan’ın kömürleşen bedeni bizim savaşma nedenimizdir. Nilüfer Alcan’ın kömürleşen bedeni düşmana olan kinimizdir. Şefinur Tezgel’in kömürleşen bedeni 19-22 Aralık Katliamı sorumlusu dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün birkaç metre yakınına kadar giderek feda silahını kuşanan Cephe savaşçılarıdır. Gülser Tuzcu’nun kömürleşen bedeni 19-22 Aralık’ın bir katliam olduğu gerçeğini bizlere anlatandır. Özlem Ercan’ın kömürleşen bedeni 19-22 Aralık’ın bir anma günü değil, hesap sorma günü olduğunu haykırır bizlere. Yazgülü Güder Öztürk’ün kömürleşen bedeni bizim andımızdır.
19-22 Aralık’ta katledilen 28 devrimci tutsak halkımız açlığa, yoksulluğa mahkûm edilmesin diyerek kendilerini feda etti. Katliam öncesi “Saldırı olursa kendimizi feda ederiz” diyenler önce ben olmalıyım düşüncesiyle bedenlerini tutuşturarak yoldaş sevgisinin ete kemiğe bürünenleri oldular.
19-22 Aralık sonrasında sol bir bir direniş saflarını terk etmenin teorisini yaptı. Bir kısım sol zaten hiç direnişin içinde yer almamıştı. Onlar bile “Biz direnmedik” demenin “güzellemelerini” yaptılar. Direnişin başında olan sol ise direniş kaçkınlığını meşrulaştırmaya çalıştı. Direniş kaçkını solun bugün geldiği nokta ise NATO solculuğu oldu. Solculuğu emperyalizmin izin verdiği ölçüde yaparak sadece kendilerini avutuyorlar.
19-22 Aralık Katliamı ve 7 yıl süren Büyük Direniş sonunda Anadolu halkları bir kez daha görmüştür ki direnen bir tek Cepheli tutsaklardır. Zaferi kucaklayan Cephelilerdir. 7 yıl süren Büyük Direniş 122 şehitle kazanıldı. Zafere kadar direndiğimiz için bugün faşizmin her türlü saldırısına karşı politikasız kalmıyoruz. Hala savaşıyoruz ve zaferler kazanıyoruz.
19-22 Aralık bir anma günü değildir. 19-22 Aralık NATO kararlarıyla açılan F Tiplerinde, F Tiplerinin devamı olan S, Y, R tipi hapishanelerde direniş çağrıdır. 19-22 Aralık vatan topraklarımızın parsel parsel emperyalizme peşkeş çekilmesine, halkımızın açlığa ve yoksulluğa mahkûm edilmesine karşı direniş çağrısıdır.
19-22 Aralık’ta diri diri yakanları asla affetmeyecek, uzlaşmayacak ve hesap soracağız! Anadolu topraklarımızda NATO kararlarının uygulanmasına izin vermeyeceğiz. Nasıl F tipi hapishanelerde tecrit politikasını yerle bir ettiysek S, Y, R tipi hapishaneleri de tarihin çöplüğüne gömeceğiz!
HALK CEPHESİ
