9
26.04.2017 Çarşamba
Saat – 08.50
Beş dakika önce karşımızdan gelen altı kişilik zabıta ordusuyla muhatap olduk. Birisi şef olmalı ki takım elbiseli, gerisi de zabıta formalı takipçileri idi. Her soruna bu şekilde ordu halinde ve şefleriyle mi giderek müdahale ediyorlar, yoksa bu uygulama bize mi özel, bilemiyoruz elbet? Biz sakince yerimizden kıpırdamadan yaklaşmalarını beklemekle yetiniyoruz. Geldiklerinde, takım elbiseli olanı, burada oturamayacağımızı ve kabahat yasasını çiğnediğimizi söylüyor. Kemal Amcamızın yanıtı net;
“Bir kabahat varsa, o kabahati biz işlemedik, bu kabahat bizim değildir, kabahatli de biz değiliz. Bu emri sana kimler verdiyse kabahatli olanlar ve kabahat yasasını çiğneyenler Onlardır. Git sana emir verip de seni buraya gönderenlere söyle ki, kendileri gelsinler. Versinler bana oğlumun kemiklerini, ben hemen toplanıp cehennemin dibine yok olurum.”
Sonrasında sözü alarak, belediye veya zabıtayı muhatap almayacağımızı, avukatlarımız olduğunu ve onlarla görüşebileceklerini söylüyorum. Avukatlarımızın kimler olduğunu soruyor, Halkın Hukuk Bürosu avukatları olduğunu söylüyorum ve bir kez daha kendileriyle görüşecek hiçbir şeyimiz olmadığını yineliyorum. Önce bana Kemal Amcanın neyi olduğumu sonra da Kemal Amcayı göstererek adını soruyor. Bilmiyorlar ya… Söylüyoruz, bize tebligat gönderilecekmiş, o yüzden soruyorlarmış. Artık yanıtlamıyoruz, gidiyorlar.
Dün Grup Yorum buradaydı. Olmadık çevirme ve aramalara maruz kaldığımız dün akşamın sabahında belediye zabıtalarının böylesi kalabalık ve takım elbiseli kişisiyle gelmelerinin çok manidar olduğunu konuşuyoruz aramızda.
Saat – 09.24
Aslen Dersimli olup, Milli Eğitim Bakanlığında çalışan ve Dersim’e görevli gelmiş CHP’li bir ziyaretçimiz var. Yanında bir arkadaşı ile geliyor yakınımıza. Biraz önce yaşananlara tanık olmuşlardı. Biraz temkinli mesafeden konuyu açıyor, Seyit Rıza heykeli önünde resimler çekiyorlar konuşurken ve resim karesine Kemal Amcayı da sığdırmaya çalışıyorlar dikkatlice. Dayanamayarak, korkmamalarını, buyurup oturabileceklerini söylüyorum. Oturuyorlar ama, pek rahat değiller, hatta arkadaşı birkaç saniye sonra kafeye gitmek üzere kalkıyor yanımızdan. CHP’li görevli arkadaşımız rahatlıyor süre geçtikçe ve önce haklılığımıza, sonra Kemal Amcanın oğullarına ve en sonunda da basına yansımayan, kimsenin bilmediği haberlere dair sürüyor sohbetimiz. Örneğin çocukların bazı ciddi bildiğimiz kurumlarca ilk üç sene bakılıp büyütüldükten sonra nasıl Avrupa’ya satıldığını anlatıyor, tiksinerek ve öfkeyle dinliyoruz.
Saat 11.39
Tutsaklarımıza mektuplar yazıyoruz ya; yanıtlar geliyor. Bugün Yurdagül Gümüş arkadaşımızdan geldi yanıt. Sadece yanıtlamakla kalmamış, elleriyle yaptığı çok güzel bileklikler göndermiş ve Kemal Amcayı ziyaret edenlere verilmesini istemiş. Direnenleri ve direnenlere destek veren herkesi kucaklıyor, selam gönderiyor Yurdagül arkadaşımız.
Saat – 12.15
Yine bir yazlıkçı Dersimli ziyaretçimiz oldu. Yazlıkçılar yavaş yavaş geliyor Dersim’deki evlerine, 38 sürgünü sürüyor diye düşünüyor Kemal Amcamız. Ziyaretçimizle Dersim’i ve direnişleri konuşuyoruz. Sonrasında Sezai Abimizden telefon geliyor, ilk fırsatta aramıza yeniden döneceğini duyup seviniyoruz. Tam telefonu kapatmışken yanı başımızda 8-9 yaşlarında bir kız çocuğu beliriyor. Annesi biraz uzakta bekliyor, kızı neden burada durduğumuzu soruyor. Dilimiz döndüğünce yaşına uygun bir lisan ve örneklemelerle anlatmaya çalışıyoruz. Fakat O tek bir konuda odaklanmışlığıyla; “verin yesin yaa, bu nasıl iş böyle?” diyerek üzüntüsünü dile getiriyor. Kemal Amcamızın aç oluşuna, hiçbir şey yememesine üzgün, açlığın gönüllülükle seçilecek bir şey olabileceğini anlayamıyor. Konuşmalarından açlığı tanıdığını, bildiğini anlıyoruz. Söylemleriyle bizi hem güldüren, hem üzen bu kısa karşılaşma sonrası koşuyor annesinin yanına.
Saat – 13.30
Bünyamin Hocamız bizimle yine. Almanya’da yaşayan yazlıkçı Dersimli Muttalip arkadaşımız da yine ziyaretimizde. Amedli emekçi gencimiz Mehmet, sık sık gelen ve etrafımızda olan Yusuf da katıldılar aramıza. Bugün sohbet konusu kaypaklıktan açıldı. Sabahki belediye zabıtalarının gelişi, ahlaksızlığın nasıl büyüdüğü konuları eklenerek uzadı sohbetimiz.
Saat 15.07
Cemevinden Ali Ekber arkadaşımız vardı yanımızda. Her gün mutlaka uğrayanlarımızdandır kendisi. Seyyar kemerciye seslendi, Kemal Amcamız da hareketlendi. Kemal Amca hazır kemerci buradayken, kemerine ilave delik açtırmak istediğini söyledi. Verdiği kiloların etkisiyle ortaya çıkan bu gereksinimi seyyar kemercimizin yardımıyla çözüyoruz. Sorunumuzun temeldeki çözümü için de kilo vermeye yani, açlık grevine devam eden ve edecek olan Kemal Amcamız için yetkililerin kör, sağır, dilsizi oynamaktan vazgeçmelerini bekliyoruz.
Saat – 17.35
Erdinç arkadaşımızla acil bir iş için Kemal Amcamızı kendi arkadaşlarımıza teslim edip ayrılıyoruz yanından. Ve daha on dakika geçmeden bir telefon geliyor Kemal Amcadan. Belediye zabıtaları tekrar gelip tebligat imzalatmak istemişler ve Kemal Amca da elbette kabul etmemiş. Tebligatı getirenler de, bu durumda yarın gelip burayı boşaltacaklarını söyleyerek tehdit etmişler. Kemal Amca durumu bildirir bildirmez Erdinç direniş meydanımıza gidiyor, ben işlemlerin takibi için gittiğimiz ofiste kalıyorum. Döndüğümde gelişmeleri birlikte değerlendiriyor ve elbette;
DİRENMEYE KARAR VERİYORUZ!



