1
GÜNLÜK
Dostlar için bir şeyler yapabilmek gerçekten aklı ve yüreği zenginleştiriyor. Bu duygularla başladım iki günlük açlık grevime.
Bir gün öncesinde eğitim sen ilçe yöneticilerine “gece süresince sendika bürosunda kalmak istiyoruz” talebim reddedilince açıkçası moralim bozuldu.Öyle ya 9 yıl boyunca çocuklarımızın,ailemizin zamanlarından çalarak sendikal örgütlüluğü bir adım öne taşımak çabası herkes tarafından bilindiği gibi yöneticiler tarafından da bilinir diye düşünüyordum. Yada küçük bir ilçede 3 mahkeme geçirmemiz,yine sendikal çalışmalarımızdan dolayı ağır cezada yargılanmamız,sayısız idari inceleme ve soruşturmaya uğramamız beraberinde “vefa” duygusunu getirir diye düşünmüştüm ama yanılmışım.İşte bu duygularla başladım açlık grevine.
Salı günü saat 14:00’de hazırladığım ozalitleri asmadan önce yoğun bir polis hareketliliği olduğunu belirtmem gerek.Bu yoğunluğa rağmen ozalitlerimizi astık.İlçe pazarı olmasından dolayı eyleme yoğun bir ilgi vardı.Özellikle masamıza gelerek bizi destekleyenlerin “emekli bir öğretmenin kendisi dışındaki birileri için açlık grevine girmesi” kayda geçen önemli gelişmeler oldu. Farklı kesimlerden bir çok insan dayanışma duygularını belirtirken hiç aramayan, sormayan ve gelmeyenlerde vardı elbette. Artık sizler onların kimler olduğunu tahmin ederseniz.
Akşam saat 17:00’de tekrar bir polis hareketliliği oldu.İki sivil gelerek “asılan ozalitleri indirmemizi” söylediler. Biz de kendilerine “ozalitleri kendi irademizle astık kendi irademizle indiririz” şeklinde karşılık verdik.Bir süre daha masada oturduktan sonra daha önceden aldığımız karar gereği öğretmen evi bahçesine geçtik.
Bahçede yakılan harlı ateş etrafında durum değerlendirmesi yapıldı.İzmir’den Kamu Emekçileri Cephesi ‘ nden dostlarımız ziyaretime geldi. Telefonlarla arayanlar oldu.
İlk gün biterken en güzeli ne oldu biliyor musunuz dostlar?
Her ne kadar açlık grevine giren ben olsam da beni yalnız bırakmayan KAMU EMEKÇİLERİ CEPHESİ,HDP ilçe eş başkanı, sosyalist kamu emekçileri, bizden yaşça küçük yada büyük olan ÖDP’li dostlarım resmi olmasa da fiili olarak en az benim kadar “açlık grevine” girdiler.
Sağolsunlar…
Bir gün öncesinde eğitim sen ilçe yöneticilerine “gece süresince sendika bürosunda kalmak istiyoruz” talebim reddedilince açıkçası moralim bozuldu.Öyle ya 9 yıl boyunca çocuklarımızın,ailemizin zamanlarından çalarak sendikal örgütlüluğü bir adım öne taşımak çabası herkes tarafından bilindiği gibi yöneticiler tarafından da bilinir diye düşünüyordum. Yada küçük bir ilçede 3 mahkeme geçirmemiz,yine sendikal çalışmalarımızdan dolayı ağır cezada yargılanmamız,sayısız idari inceleme ve soruşturmaya uğramamız beraberinde “vefa” duygusunu getirir diye düşünmüştüm ama yanılmışım.İşte bu duygularla başladım açlık grevine.
Salı günü saat 14:00’de hazırladığım ozalitleri asmadan önce yoğun bir polis hareketliliği olduğunu belirtmem gerek.Bu yoğunluğa rağmen ozalitlerimizi astık.İlçe pazarı olmasından dolayı eyleme yoğun bir ilgi vardı.Özellikle masamıza gelerek bizi destekleyenlerin “emekli bir öğretmenin kendisi dışındaki birileri için açlık grevine girmesi” kayda geçen önemli gelişmeler oldu. Farklı kesimlerden bir çok insan dayanışma duygularını belirtirken hiç aramayan, sormayan ve gelmeyenlerde vardı elbette. Artık sizler onların kimler olduğunu tahmin ederseniz.
Akşam saat 17:00’de tekrar bir polis hareketliliği oldu.İki sivil gelerek “asılan ozalitleri indirmemizi” söylediler. Biz de kendilerine “ozalitleri kendi irademizle astık kendi irademizle indiririz” şeklinde karşılık verdik.Bir süre daha masada oturduktan sonra daha önceden aldığımız karar gereği öğretmen evi bahçesine geçtik.
Bahçede yakılan harlı ateş etrafında durum değerlendirmesi yapıldı.İzmir’den Kamu Emekçileri Cephesi ‘ nden dostlarımız ziyaretime geldi. Telefonlarla arayanlar oldu.
İlk gün biterken en güzeli ne oldu biliyor musunuz dostlar?
Her ne kadar açlık grevine giren ben olsam da beni yalnız bırakmayan KAMU EMEKÇİLERİ CEPHESİ,HDP ilçe eş başkanı, sosyalist kamu emekçileri, bizden yaşça küçük yada büyük olan ÖDP’li dostlarım resmi olmasa da fiili olarak en az benim kadar “açlık grevine” girdiler.
Sağolsunlar…
