1
İngiltere’nin başkenti Londra’da, Özgürlük ve ADALET çadırımızla Nuriye ve Semih’lerimiz’i Direnişlerinin 216. Gününde de, sahiplenmeye ve halklarımıza anlatmaya devam ediyoruz.
İngiltere’ye geleli 3 yıl olmuş Türkiyeli genç bir kadın ziyaretçimizle tanıştık ve sohbetimiz oldu. Nuriye ve Semih’in direnişinin ilk günlerini biliyormuş ama direnişin devam ettiğini bilmiyormuş. Çadırı görünce geldi ve kafasındaki birçok sorularını sordu. Direniş nasıl bu kadar sürdü ve nasıl dayanıyorlar gibi soruları oldu. Ama hayranlık içindeydi. Anadolu halklarımızdan biriydi.
“Nuriye ve Semih’ler ne durumda mahkeme oldu mu? Hangi partiye hangi lidere bel bağlayalım? Hangisi iyi nasıl bileceğiz?” gibi… Sorularına da muhatap olduk.
“Adalet savaşçılarının, halkın inançlarını ve değerlerini istismar eden AKP iktidarını kendi mahkemelerinde yargılanacağını bildiği için; 14 Eylül ve 28 Eylül’deki mahkemelere Nuriye getirilmedi.
Avukatların evleri, büroları basıldı, işkencelerle gözaltına aldılar ve 14 avukatı tutukladılar. Yine de, sahiplenmeyi engelleyemediler.
Semih’i ise kitleden tecrit etmeye çalıştılar.
28 Eylül Perşembe günü SEMİH ÖZAKÇA Mahkemede tüm Adaletsizliğe uğrayan mazlumlar adına AKP faşizmini yargıladı. Ve kurgulanmış mizanseni bozdu. Oynanan tiyatroyu dünyaya duyurdu. Bilirsin hiç bir gerçeğin, haklının sesini hiç bir güç engelleyemez.
Şu ana 216. gündeler. Semih Özakça’nın da Savunmasını dinlemeni tavsiye ederiz.
20 Ekimde mahkemeleri var yine. Bu haklı adalete susamış sesi 20 ekimde de boğmaya çalışacaklar. Ama nafile. İşte bütün bu açık haksızlığı ortak bir tavır almış olsaydık. Bu kadar yük iki kişinin üzerine binmezdi. Onlar tarihi sorumluluklarını yerine getiriyorlar.
Adaletsizliğin herkesi vurduğu bir dönemde düzen partilerinde bir beklenti içinde olmamak gerekiyor. Kurtuluş ellerimizde. Bak ortak noktamız adalet. Adaletsizlik, zulüm kimden nereden gelirse gelsin buna karşı ortaklaşabiliriz. İşte Nuriye ve Semih bunu başardılar. CHP’nin adalet yürüyüşü’de, Trabzon’daki fındık üreticisinin de adalet arayışı dab u direnişin açtığı yoldur. Aslında tüm emekçilerin derdi tasası ortaktır. Kendi gücümüzü küçümsemeyelim. Evet, dağınık ve örgütsüz oluşumuz bizi güçsüz gösteriyor bu doğru. Ama herkes tek tek yanıp tutuşuyor. Evinde odasında, lanet okuyor, küfür yapıyor yaşadıklarına. Ama bunları birleştirmek için böyle direnişlerle bedel ödemek zorunda kalıyoruz. işte seni bizimle buluşturuyor. Bu direnişin gücüdür. Herkesin yapacağı bir şey vardır.”
“Haksızlığa kim uğrarsa uğrasın bu Kabul edilmemeli. Herkese yapılmış gibi düşünülmeli. Bu zulüm bana yapılmış gibi hissediyorum. Onun için ben de İmza atacağım, mail atacağım” dedi.
Eminiz dünya halklarına tarihi bir savunmayla UMUT oldu. Bu UMUD’u kimse yok edemeyecek. Çünkü Su yatağına akıyor. Su yatağını er ya da geç bulacaktır buna inanıyoruz.
İŞÇİYİZ HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ
LONDRA NURİYE VE SEMİH ÖZGÜRLÜK VE ADALET KOMİTESİ”
LONDRA YÜRÜYÜŞ TEMSİLCİLİĞİ
10 Ekim 2017



