Home ankaraNuriye Gülmen'in Günlüğü…

Nuriye Gülmen'in Günlüğü…

by halkinkutuphanesi
0 comments
Başlayan Yeni Direnişler, 8 Mart ve Açlık Grevi Çalışmaları: 119-120. günler
Dün ve 8 Mart dolayısıyla bugün çok yoğun geçti. Semih düne dair meclis ziyaretimizi ve mahalle çalışmamızı anlatmış. Ayrıntıya girmeyeyim. Meclis ziyaretleri genel olarak zor geçiyor. Bina büyük ve çok sıcak, çok havasız oluyor. Bugünlerde normal insanlar gibi giyindiğimiz için sıcakla baş edebiliyoruz. Çok soğuklarda, dışarıdaki -10’a göre giyindiğimiz için mecliste yanıyorduk. Havasızlıkla baş etmenin ise bir yolu yok. Bir süre sonra bende baygınlık belirtileri baş gösteriyor. Bir de gerçekten insanın oradan oraya koşturmaktan başı dönüyor. Velhasılı kelam meclis ziyaretlerinden, sadece fiziki koşullardan dolayı bile hoşlanmıyorum.
Dün bir de Eğitim-Sen Genel Merkezine gidip açlık greviyle ilgili bilgilendirme yaptık ve sendikanın açlık grevinde olduğumuz süre boyunca nasıl bir tutum takınacağını sorduk. Genel Başkan Kamuran Karaca’yla görüştük. Daha sonra ayrıntılı bilgilendirme yazacağız ama kısaca söyleyeyim. Sendikanın eyleme destek vermemesinin sebebi, Kamuran Bey’in eylemi beğenmemesiymiş. Boşuna kendimizi hedef yapmışız, bu süreçte eylem yapılamazmış, kendileri de yapamıyormuş, biz de yapamıyormuşuz. Böyle eylemlerle sonuç alınamazmış, kazanım elde edilemezmiş. Bu değerlendirmelerin ahlaki olmadığını söyledik. Oraya eylemle ilgili fikirlerini dinlemeye gitmediğimizi, iyi ya da kötü bir şey yaptığımızı, bundan sonra da direnişi yükselterek açlık grevine başlayacağımızı, sendikanın ne yapacağını öğrenmeye geldiğimizi ifade ettik. Bir sonuç alamadık, Kamuran Bey eylemle ilgili fikirlerini anlatmaya devam etti.
Eylem bittikten sonra akşam Şahintepe mahallesine gittik. Bildiri, afiş, pullama çalışması yaptık. Ben esnaflara bildiri verdim. Cumartesi günkü programımızı anlattık, insanları davet ettik. 10 kişilik bir ekiple bir saat kadar çalışabildik. İnsanların ilgisi güzeldi. Bizi dinlediler, bol bol da AKP’den şikayet ettiler. Ama genel kanı yapacak bir şey olmadığı yönünde. Böyle sözleri duyunca Mehmet Amcamın sözleri geliyor aklıma: Nefes aldığımız sürece yapacak bir şey vardır.
Bugün 8 Mart’tı. Dünya Emekçi Kadınlar gününün tüm coşkusunu hissettik. ODTÜ’lü kadın akademisyenler biz alana çıkınca pankartlarıyla geldiler. Çok güzeldi. Var olsunlar! Açıklamalarımızda kabaca, kapitalizmin kadın katliamlarına ve sömürüsüne devam ettiğini, kadınların da direnmeye devam ettiğini ve edeceğini ifade ettik. Özel harekat polisi Yüksel Moğultay tarafından evinde katledilen Dilek Doğan’dan bahsettik.
Bu arada iki “işimi istiyorum” eylemi daha başladı. Biri İstanbulda, Cevahir AVM önünde, Kamu Emekçileri Cephesi imzasıyla yapılıyor. Pazartesi günü eylemde iki kişi gözaltına alındı. Sevgili Nazife’nin günlüğünü okudum. Pazartesi günkü gözaltında çok ağır işkence görmüşler. O yüzden Salı günü suç duyurusu ve rapor işleriyle uğraşıyorlardı. Bugün tekrar alana çıkmış. Çevredeki insanlar gözaltını engellemeye çalışmış, Nazife’yi sahiplenmişler. Kadınlar gününde bir kadına böyle davranamazsınız, demişler. Günlüğü okuyunca halka güvenmek, bizim en güzel işimiz, diye düşündüm.
İki gün önce Didim’de de “İşimi İstiyorum” eylemi başladı. Bugün polisler gözaltına alırken, Barış Bozkır arkadaşımızın ayağını kırdılar. Barış’ı aradım. Çok coşkuluydu. Konuşmanın sonunda dedi ki, iki ayağımı da kırsalar o alana çıkacağım. Eylemimi asla engelleyemeyecekler. Polisin ayağını kırarkenki görüntüleri de varmış. Hemen suç duyurusunda bulunmuş. Bu ülkede işkencecilik genelde ödüllendirilir. Ama biz cezalandırılmaları için elimizden geleni ardımıza koymamalıyız. Tırnağımızın ucuna gelen zarar için hesap vermelerini istemeliyiz. Barış’a da buradan, tüm “İşimi İstiyorum” direnişçileri adına bir kez daha geçmiş olsun diyelim.
Bugüne dönersek: Çok güzel bir 8 Mart geçirdik. Dünya emekçi kadınlar gününde direniş mevzimizdeydik. Katledilen, sömürülen, emeği değersizleştirilen tüm emekçi kadınlar için attık sloganlarımızı. 8 Mart eylemini beğenmeyen ya da eylemden çıkan soluğu yanımızda aldı. Alan doldu taştı. Çiçekleri anıtın üstüne sığdıramadık. Akşam beş buçukta “Sabo’nun Kızları” 8 Mart eylemi yaptılar. Sonra beraber halaylar çektik.
Aydın’da direnen kamu emekçilerinden sevgili Yücel bizimleydi dün. Akşam ona da söz verecektik konuşma sırasında, Aydın’da olanları anlatsın diye. Konuşma heyecanıyla unuttum. Çok mahcubum kendisine. Bir kez de buradan af dileyeyim.
Akşam açlık grevi ile ilgili panelimiz vardı. Çok iyi geçti. Coşkumuzu bizi dinleyenlere de hissettirebildik sanıyoruz. Hayatımın hiçbir döneminde böyle bir koşturmaca içinde olmamıştım. Semih’le ikimiz ayrı koşturuyoruz. Bir de başka bir ekip var ki, gece gündüz çalışıyor. Sokakta çalışan çocuklar hayretler içerisinde yanımıza geliyorlar: “Abla her yerde sizin fotoğrafınız var.” Açlık grevimizin ayak seslerinden korksunlar demiştik. Sanırım başarıyoruz.
Bugün saat 12:00’da mecliste basın toplantımız var. Birkaç kurum gezeceğiz. İşimiz çok.
Herkesi açlık grevimizin coşkusuyla selamlıyorum.
Sevgiler,

Nuriye

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode