10
DUYDUK Kİ BİR KÖPEK HAVLAMIŞ!
Nuriye GÜLMEN ve Semih ÖZAKÇA faşizmin korkulu rüyası olmuş ve olmaya da devam edecek . Öyle korkmuşlar ki sayfalar dolusu kitap yazmışlar. Nuriye ve Semih in eylemleri tüm dünya ya gerçek yüzlerini gösterdiği için ne yapacaklarını şaşırmışlar. Bunun için hemen sarılmışlar yalan makinasına. Yalandan kim ölmüş ki faşizmin soytarısı ölsün.
Nuriye GÜLMEN ve Semih ÖZAKÇA KHK ile ihraç edilen 150 bine yakın insandan iki tanesi. 150 bin insanı susturup iki insanı susturamayan faşizm çaresizdir. Direnişin gücünü yok etmek için her türlü yalana ve demegojiye sarılması bundandır.
İçişleri bakanlığı ve bakanı Süleyman SOLU, Nuriye ve Semih’e, onları destekleyenlere, onlar için eylem yapan tüm insanlara geri adım attıramamanın sancısını ağızları salya akarak saldırmakta bulmuşlardır.
Ankara’yı bilenler bilir, Yüksel Caddesi tüm siyasetlerin açıklamalar yaptığı yaya ya açık, trafiğe kapalı bir bölgedir. Yüksel Caddesi, Kızılay bölgesinde Çankaya ilçesi içinde olan, içinde kafeleri lokanta ve büro tarzı işyerlerini barındıran bir caddedir. KATİL AKP burada açıklama yapmayı 15 Temmuz 2016 tarihinde yapılan darbe girişimini bahane ederek yasakladı. Kendisini kral ve padişah ilan eden zatı muhteremler buna herkes boyun eğecek zannettiler. Bir kısım sendika ve DKÖ’yü de hizaya getirince herkes de bu fermana uyar zannettiler. İşte bundandır tüm hırsları.
Nuriye GÜLMEN KHK ile işten uzaklaştırılınca eyleme tek başına başladı. Her gün gözaltına alındı. Daha sonra yanına yine kendisi gibi KHK ile işten atılan Semih ÖZAKÇA geldi aynı taleple “işimi onurumu istiyorum” diye direnişe başladı. Halk bu talepler çerçevesinde eylemi sahiplendi ve eylem büyüdü. Eylemin büyümesi KATİL AKP’nin korkusunu da büyüttü. Polis her saldırısında oraya saldıranın kendisi olmadığını “ta tepelerden talimat geliyor” diye ifade etti. Eylem de bir çığ gibi büyüyünce önce Nuriye ve Semih’i tutuklatmakta buldu çareyi. Ama buda çözüm olmadı. Yüksel caddesini tutuklattı KATİL AKP. Yüksel Caddesinde direniş bir irade savaşına dönüştü. Her gün bir savaş yürüyor bu caddede. Kurşunların ortasında “vurun ulan” diyen bir direnişçiden birbirine sarılmış iki yoldaşın yerlerde sürüklenmesine, bir başına tüm çeviğe kafa tutan Şengül ablasını gören bir yüksel direnişi destanı yazılıyor orada. “direnişinden öpüyorum anne seni” diyen ana evlat sevgisine örnekler ile devam ediyor yüksel savaşları.
Tüm bunları hepimiz biliyoruz. Ama KATİL AKP ve AĞZINDAN SALYA SAÇARAK her gittiği yerde havlayan SOYLU şunu bilmiyor GÜNEŞ BALÇIK ile sıvanmaz. Yalan ve demegoji ile yatığınız zulmü gizleyemezsiniz. Her zalimin karşısında direnecekler mutlaka çıkacaktır çıkmıştır. Hitler’in karşısına çıkan SOVYET HALKI, Osmanlının karşısına çıkan Şeyh Bedrettin, İsrail Siyonizm’ine kafa tutan Filistinli çocuk gibi. Türkiye de sizin sandığınız gibi sahipsiz bir köy değildir. Bu ülkede sadece sizin gibi SOYSUZLAR yaşamıyor.
“Dayan, mert ol, cahillerin yargısı seni tehdit etse bile fikrinden dönme. Işığı karanlıktan ayırabilecek yüksek bir akıl mahkemesi vardır. Sadık, vefalı tanıklar ve avukatlar senin davanı savunacaklar. Düşmanlarınsa, kendi vicdanlarından kendi cellatlarını ve senin intikamını alacak birini bulacaklar” İnsan Nasıl İnsan Oldu Syf. 968
SOYLU ya sesleniyoruz buradan;
Ne o yalanlarınız durdurabilir bu direnişi nede gece gündüz saldıran köpekleriniz. Bir tek haklılığımızın kabulü durdurabilir bu direnişi. Yalandan ölen ilk yalancı olamadan Nuriye ve Semih’in taleplerini kabul edin. Nuriye ve Semih’in talepleri kabul edilene kadar tüm duvarlara onların adını taşıyacağız. Bundan senin gibi tüm SOYSUZLAR enin olsun.
Tarihsel haklılığımız ile sahipleneceğiz ve savunacağız Nuriye ve Semihi. Bunu engelleyemeyeceksiniz. Belki bu kitap yetmeyecek korkunuzu anlatmaya. O nedenle diyoruz ki Nuriye ve Semih’in talepleri kabul edilsin. Bitsin bu işkence ve zulüm.
