HALİL YAKUT, 1997’de üç çocuklu yoksul bir ailenin çocuğu olarak Hatay’da doğdu. Lise yıllarında bağımsızlık, demokrasi, sosyalizm mücadelesine katıldı. Üniversiteye hazırlandığı sırada (2015) kısa süreli tutsaklık yaşadı. Mersin Üniversitesinde okuldaki ilk haftasında (2016) tutuklandı. Daha sonra İstanbul’da (2017, 2018, 2020) 3 farklı tutsaklık daha yaşadı.
6 Şubat 2023 tarihinde gerçekleşen Kahramanmaraş merkezli depremlerde Hatay’da bulunan annesinin, babasının yaşadığı ev ve iki ablasının yaşadığı evler yıkıldı. Ailesi enkaz altından çıktı. Deprem bölgesine giderek halkın dayanışmasını örgütleme faaliyetlerinde yer aldı.
Yapımcılığını ve yönetmenliğini üstlendiği Beton Sizin Vatan Bizim belgeselinin çalışmaları sürerken (2024) İstanbul’da tutuklandı. Sürgün edildiği Kırşehir Kuyu Tipi (Yüksek Güvenlikli) Hapishanesinde 100 gün süresiz açlık grevi yaptıktan sonra serbest bırakıldı. Beton Sizin Vatan Bizim belgeselini tamamladı. Belgesel yayınlandıktan sonra kurumsal sosyal medya hesabı sansürlendi.
Altı tutsaklık ve sayısız gözaltından sonra bağımsızlık, demokrasi, sosyalizm mücadelesi vermeye devam eden yazarın “Liseliler: Biz de Varız” (2023) adlı kitabı bulunmaktadır.
Kitap Adı: Beton Sizin Vatan Bizim
Yazar Adı: Halil Yakut
Yayınevi: Boran Yayınevi
Basım Tarihi: Eylül 2025
Halkın Sesi Kütüphanesi İçin Tıklayınız
ÖNSÖZ
6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğünde iki büyük deprem oldu. Türkiye’nin beşte biri yıkıldı. Tam 11 ilde yıkım oldu. 14 milyon insan bu depremlerden etkilendi. Ülkemizde 1,5 milyon kişi evsiz kaldı. Resmi rakamlara göre Türkiye’de en az 53.537 kişi öldü, 122 binden fazla kişi yaralandı. Ancak biz gerçek rakamların, açıklananın çok daha üzerinde olduğunu biliyoruz.
Halkımızın evleri başına yıkıldı. Halkımız enkaz altında kaldı. Dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum “AFAD dışında hiçbir koordinasyona izin vermeyeceğiz” dese de depremden sonra sağ kalanlar AFAD’ı göremedi. Günlerce aç, susuz, soğukta titreyerek sokakta kaldı.
GSM operatörleri kesildiği için depremzede halkın haberleşme hakkı da elinden alınmış oldu. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı kararıyla sosyal medyaya erişim engeli getirildiği için insanlar akrabalarıyla, arkadaşlarıyla haberleşemedi.
Halka mezar olan binaları inşa edip denetlemedikleri için, halkı beton-mezar binalarda yaşamaya mahkûm ettikleri için, deprem bölgesine günlerce yardımların ulaşması engellendiği için, iletişim hatları kesildiği için, sosyal medyaya erişim engeli getirildiği için halk enkaz altında can verdi.
Halk enkaz altında can çekişirken enkaz kaldırma çalışmaları başlatıldı. Enkazlar kaldırılırken enkaz altında yaşam mücadelesi verenler de öldü. Cenazelerin vücut bütünlüğü bozuldu.
Halk; üzerinde adı bile yazmayan, numaralandırılmış tahtalarla toplu mezarlara kepçelerle gömüldü. Cenaze hakkı, mezar hakkı yok sayıldı. Halkın kendi geleneklerine göre cenaze törenlerini yapması, mezarlarını kazması, sevdiklerinin mezarına bir avuç toprak atması engellendi.
Deprem bölgesinde halk aylarca su sorunu, beslenme sorunu yaşadı. Çadır, konteyner bulamadı. Tuvalet, banyo ihtiyaçlarını sağlıklı bir şekilde gideremedi. Hastane, okul, hiçbir şey bulamadı. Halk bu sorunları yaşarken “yağmacı” edebiyatı yapılarak işkence suçu meşrulaştırılmaya çalışıldı.
6 Şubat 2023 depremlerinde ve sonrasında halkın yaşam hakkı ihlâl edildi. Güvenli bir yerde yaşama hakkı ihlâl edildi. Barınma hakkı ihlâl edildi. Beslenme, giyinme gibi en temel hakları ihlâl edildi. Tedavi hakkı, haberleşme ve iletişim hakkı, eğitim hakkı ihlâl edildi.
En fazla yıkım yaşanan şehir olan Antakya başta olmak üzere birçok şehir yerle bir oldu, gerçek anlamda haritadan silindi. Mahalleler, sokaklar enkaza dönüştü. Halkın sevincini, üzüntüsünü, acısını, öfkesini, inancını, umudunu yaşadığı memleketi yerle bir oldu. Sokaklardaki çocuk sesleri yerini acılı feryatlara bıraktı. Çocukların oyun oynadığı alanlar kana bulandı. Caddeler, sokaklar, koca koca şehirler ceset koktu.
Bütün bu yaşananları tarihe not düşmeye karar verdik. Tarih sınıflar mücadelesi tarihiydi. Tarihi yazan halklardı. Tam da bu yüzden halka gitmeye karar verdik. 6 Şubat 2023 depremlerinden sonra devam eden süreci halkla birlikte yaşadık. Mikrofonu halka uzattık; onlara depremi, devleti, dayanışmayı, sorunları, çözümü sorduk. 6 Şubat depremlerinde yıkımın en fazla yaşandığı il olan Hatay’da yıkıntıların arasında yürüyerek 21 kişiyle röportaj yaptık. Yaşadıkları koşulları gördük, tarihe not düştük. Dayanışmayı ve umudu gördük, tarihe not düştük.
Halkın bilgeliğini ve dayanışmasını gördük. Halkın birlik olduğunda, örgütlü olduğunda ne kadar büyük bir güç olduğunu gördük. Halk 230 milyon ton enkazın altından ayağa kalktı. Kendi dayanışmasını örgütledi, yaralarını sardı. Ortak yaşam kültürüyle, kolektif çalışmayla yeni bir hayatı kurabileceğini, yönetebileceğini kanıtladı.
Biz depremin altıncı ayında röportajlarımızı yaptık. Polis tarafından çalışmalarımıza el konuldu. Bunun üzerine depremin onuncu ayında tekrar röportajlarımızı yaptık. Bu sefer de çalışmalarımız sürdüğü sırada gözaltına alındık, tutuklandık. Kırşehir Kuyu Tipi (Yüksek Güvenlikli) Hapishanesinde 6 ay tutuklu kaldıktan ve 100 gün süresiz açlık grevi yaptıktan sonra tahliye oldum. Tahliye olduktan sonra tüm baskılara, gözaltılara, tutuklamalara, kuyu tipi hapishanelere rağmen çalışmalarımızı tamamladık.
Bugün 6 Şubat 2023 depremlerinin üzerinden tam 2,5 yıl geçti. Yaptığımız röportajları öğrenenler şu anda deprem bölgesinin hangi durumda olduğunu soruyorlar. Şunu söyleme-liyiz ki depremin üzerinden bunca zaman geçmesine rağmen koşullar aynı durumda. Halkın yararına tek bir adım atılmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Barınma, beslenme, giyinme, açlık, yoksulluk, işsizlik, adaletsizlik… Sorunlar büyüyerek devam ediyor.
Halkın dayanışma ruhu, adalet mücadelesi, direnme kültürü de yaşamaya devam ediyor. Zorluklar karşısında pes etmeme, koşullara teslim olmama ve direnme kültürünün büyüyeceğine inanıyoruz.
Sorulacak hesap, kurulacak yeni bir hayat var!
TEŞEKKÜR
En başından beri yanımızda olan Halkın Sağlıkçıları’na, Halkın Gücü Komiteleri’ne, Halkın Gücü TV’ye, Grup Yorum’a, Halkın Avukatları’na, Halkın Mühendis Mimarları’na, Avrupa’dan dayanışma gösteren halkımıza, enternasyonal dayanışma gösteren Yunanlı dostlarımıza, Antakya’daki halkımıza teşekkür ederiz.
