9
Samandağ-Cilli (Tekebaşı) Mahallesi’nde Polis ve Jandarma Baskını Nedeniyle Bir Ana, 70 Yaşındaki Edibe Özçelik Katledildi!
Hatay’da 17 Ocak saat sabah 04.00 sularında Halk Cephelilere ve Halk Meclisi çalışanlarına yönelik 500 ün üzerinde özel harekat polisi yanısıra jandarmanın katılımıyla şafak operasyonu yapıldı. Antakya, Harbiye ve Samandağ’da yapılan operasyonlarda ve ardından gün içinde toplam 9 kişi gözaltına alındı.
Operasyon anında ve ardından gözaltına alınanların isimleri şu şekilde;
Volkan Baran, Sinan Okur (evinin kapısı kırılarak girildi), Mert Aldıçoğlu (nenesi olan TAYAD’lı Hayat Uçucu’nun evinden alındı), Devrim Deniz Karataş, Elvan Altınarı, Sever Işık, Erhan Nizam Arslan, İpek Arslan ve Ümit Özçelik.qy
Operasyonun nedeni ise Halk Cephelilerin ve Halk Meclisi emekçilerinin bölgede yürüttükleri yasal, meşru çalışmalardır. Lakin bu çalışmalar devlet gözünde ‘terör faaliyetleri’ olarak geçmektedir.
Bir bakalım bu bir orduyla dokuz kişiyi almaya gelen devletin ‘terör’ dediği çalışmalara;
Yaklaşık iki yıldır Samandağ-Cilli (Tekebaşı) Mahallesi’nde Halk Meclisi öncülüğünde mahallede yaşanan genel sorunlara karşı kampanya çalışmaları yürütülmekte. Bu çalışmalar kısaca; 30 yıllık su sorunu, uzun yıllardır bozuk olan yolların asfalt sorunu, bütün Türkiye’de olduğu gibi uyuşturucu, kumar, yozlaşma sorunu, çeteleşme ve belli-başlı halkın mağdur olduğu konular.
Bunlara karşı Halk Meclisi ısrarlı bir şekilde mücadele yürüttü ki bütün çalışmaları bildiri dağıtımından basın açıklamasına, asılan dövizlerden belirli günlerde yapılan programlara kadar hepsi yasal çerçevede halk ile birlikte örgütlenerek yapılmakta, ki en son örneği, genel olarak Antakya, İskenderun, Samandağ, Adana, Mersin ve Suriye’nin Lazkiye, Tartus şehirlerinde yaşayan Alevi Nusayri inancındaki insanların her yıl 14 Ocak’ta kutladığı Rumi Yılbaşı kutlamasıdır. Bu yılbaşı kutlamasının çağrı ozalitlerine saldıracak kadar halkın değerlerine düşman, onursuzdur jandarma ve polis.
Halkların yüzyıllardır yaşattığı geleneği doğal olarak mahallenin de insanı olan ve Halk Meclisi çalışmaları yürüten insanlar da kutlayabilir ve bu kutlamayı halkla, yani aileleriyle, yani komşularıyla yapabilir.
Ama yok, eğer Halk Meclisi yapıyorsa biliyorlar ki düzenlerine alternatif bir kutlama olacak bu.
Çünkü istiyorlar ki halkımız yoz eğlence anlayışı ile özel günleri kutlasın, halk değerlerinden uzak, asimilasyon politikalarını benimseyen tarzda kutlansın.
Lakin Halk Meclisleri buna karşıdır, bu nedenle alternatif programlarla hem halk kültürünü, hem de dayanışmayı büyütüyorlar.
Bunların yansıra, en yakıcı sorun olan uyuşturucuya karşı yürütülen kampanya dâhilinde yapılan çalışmalara da onursuz jandarma ve polisin saldırıları hep sürmektedir. Mahallede açılması düşünülen Hasan Ferit Gedik Uyuşturucuyla Savaş ve Kurtuluş Merkezi’ne dahi her türlü engelleme getiriliyor, çalışmalarına saldırıları sürüyor. Hatta yüzsüzce Soysuz bakanları gibi şunu diyorlar Halk Meclisi çalışanlarına; “Bu mahalleyi size vermeyeceğiz…”.
Bu onursuzların unuttuğu bir şey var; Siz daha Cilli’nin-Tekebaşı’nın yolunu bilmezken o Halk Meclisi çalışması yapanlarının ataları orada toprağı ekiyordu. Daha dün gelen jandarma-polis Soysuz bakanlarını taklit ederek meşruluk kazanmaya çalışmasın.
Halk açıkça pisliğin kim tarafından mahalleye-mahallelere getirildiğini biliyor. Çetelerin kimin kolladığını, mahallelerde kimlerin ihbarcılık yaptığını… Bölgenin birçok köy ve mahallesinde en pis karaktere sahip kişilerle dostluk yapan bu onursuz jandarma ve polis güç ve meşruluktan bahsedemez, çünkü onları orada tutan halkın sağ duyusudur. Ama sanmasınlar ki nasıl bir pis düzene jandarmalık-polislik yapıyorlar. Hangi sokaktan-caddeden geçseler gençlerin, halkın dilinde lanetler duyulur. Çünkü bölgenin halkına geçmişte ve tabi yakın zamanda Haziran Ayaklanmasında acı yaşattılar. O nedenle hala halkımızın içinde kin var.
Gelelim ‘sözde’ terör operasyonlarına.
Şafak vakti yapılan operasyonlarda alınanların adresleri, nerede yaşadıkları, çalıştıkları yerler gün gibi bilinmekte. Çünkü hepsi çalışan, okuyan insanlardır. Normalde, orduyla baskına gelen jandarma ve özel harekâtçılar sekiz adrese baskın yapacakken ek olarak Sever Işık’ın ve Ümit Özçelik’in yakın akrabalarının, kardeşlerinin evlerine de baskın düzenledi. Bunları bazı haber kaynakları ‘yanlışlıkla’ diye verdi. Lakin ortada yanlışlık yok, bilinçli olarak insanları terörize etme, halka korku yayma düşüncesi var.
Baskında alınan Sever Işık’ın baba evine giren katiller evde bulunan babasının ve annesinin ağızlarına namluyu dayayarak resmen katliam girişiminde bulundu. Bunu yaşayan Işık’ın annesi hala olayın şokunu yaşamaktadır. Aynı zamanda başka mahallelerde yaşayan kardeşlerinin adresine de baskın yapılarak aynı yöntemler kullanılmıştır. Baskından yaklaşık 8 gün önce evlenen Sever Işık’ın da evine baskın yapılarak zorla gözaltına alındı.
Ümit Özçelik’in ise Cilli’de (Tekebaşı) bulunan evine gelen katil sürüsü, ilk önce evlerinin yanında yaşayan amcasıgile baskın düzenledi, oradan da kendi evine gelerek evde bulunan kardeşlerini yere yatırarak hakaretler ederek ölümle tehdit ettiler, başlarına silah dayayarak da katletmekten çekinmediklerini göstermiş oldular.
Bu sırada odaya gelen anne Edibe Özçelik gördüğü manzara karşısında dayanamayarak kalp krizi geçirir ve olay yerinde bayılır. Ambulans talep eden çocuklarına ise yine hakaretler ve saldırı devam ediyordu.
Ardından, Edibe Özçelik çocuklarının imkânlarıyla hastaneye kaldırıldı, yoğun bakıma alındı. Lakin maalesef baskında şahit olduğu manzaraya dayanamayan Edibe ana 18 Ocak saat 14.00 sularında vefat etti.
Ölümü kesinlikle kader değildir! Her şeyin bir neden-sonuç ilişkisi vardır, bu doğada bilinen bir durumdur.
Edibe Özçelik 70 yaşında bir insandır. Bu yaşta bir insanın yaşadığı eve orduyla girmek, silahları insanlara doğrultmak, hakaretlerle ölümle tehdit etmek neyin nesi oluyor?
Elbette faşizmi tanıyoruz, katil polisini, jandarmasını da…
Bu ilk baskınları ve katliamları değil, olmayacak da. Çünkü halka düşmanlar, halk da bitmez, her ne kadar saldırırlarsa saldırsınlar.
Özel harekat ve Jandarma Cilli (Tekebaşı) Mahallesi’nde bir insanı, bir anayı katletti! Bunu öyle oldu-bittiye bırakmayacağız!
Katliamın ardından HDP Adana Milletvekili olan Tülay Hatimoğulları katliamla ilgili mecliste, faşizmin İçişleri Bakanı Soysuz Süleyman’a yanıtlaması için 5 maddelik soru önergesi sunarak cevaplanmasını istedi.
Mezopotamya Haber Ajansı’nda da belirtilen beş maddelik soru önergesi şunlardır;
* Edibe Özçelik’in ölümü ile ilgili soruşturma başlatılmış mıdır?
* Herhangi bir rahatsızlığı bulunmayan Edibe annenin operasyon esnasında fenalaşması, evindeki emniyet personelinin sorumluluğunda değil midir? Neden kalp krizi geçiren Edibe Özçelik’e tıbbi bir müdahalede bulunulmamış ve hastaneye kaldırılması için girişimde bulunulmamıştır?
* Sabahın dördünde düzenlenen operasyonla, evde yaşayan yurttaşların adeta olağan ‘suçlu’ olarak görülmesi hak ihlalidir. Bu hak ihlalini engellemek, yanlış girilen evdeki yurttaşlara da uygulanan yere yüzüstü yatırma ve kelepçeleme, kapıyı kırma olaylarının yaşanmaması için Bakanlığınız tarafından düzenlemeler yapılacak mıdır?
* Operasyonda evine yanlışlıkla girilen aile için emniyet personellerine herhangi bir soruşturma açılmış mıdır?
* Olayın tanıkları tarafından ifade edilen, operasyon esnasında yurttaşların kafalarına silah dayanması iddiası doğru mudur? Bu iddia araştırılacak mıdır?
Yine konuyla ilgili Halk Okulu dergisine açıklamada bulunan Halk Meclisi emekçilerinden Sever Işık’ta; “Halk Meclisi yasadışı değildir, çalışmaları da illegal değildir. Demokrat, barışçıl bir şekilde mahallemizde mücadele yürütmekteyiz… Edibe yengemizin ölümüyle ilgili demokratik bir kamuoyu oluşturup savcılığa suç duyurusunda bulunacağız. Sonraki süreçlerde böyle bir katliam yaşanmaması için bir kampanya başlatmayı düşünüyoruz. Gereken ne ise yapacağız. Bu olayın herkese duyurulmasını istiyoruz. Anadolu’da ve uluslararası kamuoyunda duyulmasını istiyoruz. Bir insan katledildi, bu katledilen insan için bir şey yapmazsak suçlusu biz oluruz…”
Baskında gözaltına alınan 9 kişi ise savcılık sorgularının ardından serbest bırakıldı. Bu da göstermektedir ki yapılan baskın tamamen insanları terörize etmeye, halka korku-gözdağı vermeye yönelik bir baskındır.
Önceden de Hatay’da ve tabi genel olarak birçok yerde yapılan baskınlarda bunu hedeflediler. Ne geçti ellerine? Koca bir hiç, sadece insanları terörize ederek haklı, meşru ve yasal mücadeleyi bitirebileceklerini sanıyorlardı. Ama işte görüyoruz ki her baskın sonrası çalışmalar daha çok meşruluk kazanmakta.
Katledilen insanlarımız için de mücadelemiz başlayacak. Edibe Özçelik’i katleden devlettir. Suçluların bulunması için her yol denenecektir. Gerekirse mahallelerimizde, meydanlarımızda imzalar toplayarak sorumlu makamlara ulaştıracağız, herkese bildirilerle katliamı anlatıp bu katliamların önüne geçeceğiz. Yazılamalarımızla, basın açıklamalarımızla devlet katliamlarını teşhir edeceğiz!
Ve diyoruz ki; Adalet sağlanıncaya kadar peşini bırakmayacağız! Halkımız İçin Adalet İstiyoruz!
Polis-Jandarma Katliamlarını Kanıksamayacağız! Adaletin Sağlanması İçin Direneceğiz!
Halk Meclislerimizle Adaleti Sağlayacağız!
ADALET İSTİYORUZ ALACAĞIZ!
EDİBE ÖZÇELİK İÇİN ADALET İSTİYORUZ!
(Not: ‘Cilli’ ismi Tekebaşı’nın Arapça ismidir. Yerel halk oraya hala Cilli demektedir.)
