6
İzmir halk cephesi olarak her cuma olduğu gibi bu Cuma da Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde toplanarak Nuriye ve Semih’in haklı taleplerini savunmak için basın açıklaması yaptık.
Açıklamada, “Nuriye Gülmen’in tutuklanışının 178. günü ve iki duruşma geçmiş olmasına rağmen Nuriye’nin sesi ilk kez, kendisini yargılamaya çalışanların mahkeme salonunda yankılandı. Nuriye söylediklerinin beyan olduğunu bir savunma olmadığını ve savunmayı ancak mahkeme salonunda yapacağını söyledi. Tek tek isimlerini sayarak tüm destekleyenlerine, direnişi devam ettirenlere, tutuklanan avukatlarına sevgi ve selamlarını iletti. ‘Ben hakkımı arayan bir insanım. Haksızlığa uğrayanların yanında olan bir insanım. Soruşturma geçirdiğim halde acısı olanı paylaşan insanım. Açlık grevi ve direnişimiz AKP’nin KHK’larının meşruluğunu ortadan kaldırdı. insanlar haksız yere hiçbir gerekçe gösterilmeden işlerinden atılıyordu. Biz bunun bu kadar kolay olmadığını anlattık. İçişleri Bakanlığının özel bir saldırısı oldu. Adımıza kitapçık çıkardı. Vasat bir İngilizce ile sonra akşam dokuzda eve gidip yiyorlar dedi. Numune Hastanesine kaçırılarak hayati tehlikesi var denildi, refakatçi kalamaz denildi, 18 gün boyunca refakatçisiz kaldım.’
“Çünkü Nuriye demek karanlığa direnmek demektir. Nuriye demek teslim olmamak demektir. Nuriye demek hakkını istemek verilmediğinde hesabını sormak demektir. Nuriye demek, adalet talebi ile sokakları doldurmak 100.000’ler olmak demektir. Nuri ye demek, biz demektir. Her gün doktorlar, gardiyanlar, jandarmalar ve bizzat bakanlık tarafından zorla müdahale tehdidi ile baskı altına alınmaya çalışılan Nuriye Gülmen biz demektir. Nuriye’nin başına bir şey gelmesi demek, sokakta direnen onlarca insana gelmesi demektir. Bu yüzden Nuriye ve Semih’in talepleri kabul edilmelidir. Nuriye ve Semih işlerine iade edilmelidir.” denildi.
İzmir Grup Yorum Korosunun Çavbella şarkısıyla sonlandırılan açıklamaya on dört kişi katıldı.
