Home BlogHatice Yüksel’in Çadır Günlüğü

Hatice Yüksel’in Çadır Günlüğü

by halkinkutuphanesi
0 comments
Açığa Alınmamın 67. Günü
Çadır Direnişimin 18. Günü
Bu sabah kişisel ihtiyaçlarım için eve gidip geldikten sonra ziyaretlerim yoğun bir şekilde başladı. Hafta sonu olduğu için çadırımın olduğu mevkii epey kalabalıktı. Güzel insanlarla tanıştım yine. Artık çoğu insana kendimi anlatmak zorunda da kalmıyorum, sosyal medya ve basından duyup biliyorlar.

Bu da var olan desteği arttırıyor tabi. Bunun etkisinin bugün yapılan sendika toplantısında da kendini gösterdiğini duydum. Ben katılamadım ama toplantıda benim direnişim epey gündem olmuş. Toplantıya katılan üye arkadaşlar sürekli benim direnişimi ve buna destek olunması gerektiğini gündeme getirmişler. Eğitim Sen genel merkezinin dayanışma fonundan yararlanma talebimi reddetmesinin yanlış olduğunu ifade ederek üyeler arası bir dayanışma fonu kurularak benim ve Nuriye’nin ekonomik kaybının giderilmesini önermişler. Bunun için de bir komisyon kurulmuş. Sendikam da bu meclis kararını kısa mesajla üyelere ileterek tarihi misyonunu yerine getirmiş oldu. Daha da şikayet etmem artık. Aynı okulda çalıştığım bir arkadaşım geldi ziyarete, anlattıkları üzdü beni. İlçe idarecileri benden sonra listeye onu almışlar. Uğradığı baskıyı anlattı, tabi bizimki de bunlara pabuç bırakacak kız değil. Garip olan, her seferinde tehditlerine boyun eğmeyecek insanlarla uğraşıyorlar, ama bir türlü anlamıyorlar. Akşam bir arkadaşı daha memleketine uğurladık, iki hafta sonra geri dönecek olsa da bir süre görüşemeyecek olmamıza üzülüyorum. Şu anda da ben günlük yazmaya çalışırken nöbetçi kalan gençler beni o kadar güldürüyor ki büyük ihtimal cümlelerimde bütün anlatım bozukluğu çeşitleri mevcut olsa gerek. Dil bilgisini daha fazla rezil etmemek için bugün biraz kısa keseceğim.

Açığa Alınmamın 68. Günü
Çadır Direnişimin 19. Günü

Sabah kahvaltılarımızı toplu halde yapmak bir gelenek haline geldi. Sadece gece kalan nöbetçilerle yapmıyoruz. Gündüz nöbetçisi ve hatta nöbetçi olmayan, işlerini halletmeden önce kahvaltısını burada yapmak isteyen arkadaşlarla beraber yapıyoruz kahvaltıyı. Yediğimiz birer poğaça ama birlikte yemek çok keyifli. Hava sıcaklığı arttıkça çadırın içinde oturmak biraz sıkıntılı oluyor. Etrafı naylonla çevrili olduğundan sera etkisi yapıyor. Açlık grevine başlamadan önce bu meseleye bir çözüm bulmaya karar verdik bugün ki sıcak ekstra halsizlik yapmasın. Yarın ufak bir tadilat yapacak arkadaşlar. Bugün olduğumuz yer epey kalabalıktı. Eskişehir Spor’un kuruluş yıldönümüymüş, burada kutlama programı yaptılar. Haliyle gelip de çadır dikkatini çeken pek çok kişiyle tanıştık, sohbet ettik. Gerçi bana biraz zararları da dokundu. Program esnasında bugünün babalar günü olduğunu söylediler, ben de bir hoşluk yapıp babamı arayayım dedim. Meğer gelecek pazarmış, babamdan iyi bir fırça yedim daha babalar günü ne zaman bilmiyorum diye. Haftaya kadar kesin unuturum, bir de unuttum diye fırça atar, bu yılki babalar gününü de böyle geçiririm. Bugün epey telefon da aldım farklı yerlerden, direnişime destek vermek için arayan çok insan oluyor, çok motive edici bu görüşmeler. Az önce de Kazova kooperatifinin mesajını gördüm sosyal medyada, onlar da direnişimi desteklediklerini ifade eden bir yazı yayınlamışlar. Benim için çok anlamlı oldu. 19 günü bitirdik bugün, o kadar dolu doluydu ki zaman nasıl geçti anlamadım bile. Önceden biri bana bundan bahsetseydi, hiç ihtimal bile vermezdim muhtemelen. Yattığım yastık farklı olduğunda uykuya dalmakta zorlanırken, 24 saatimi bir çadırda geçirir oldum. Üstelik bazı insanların düşündüğü gibi eziyet çekmiyor, tam aksine direnmenin, dayanışmanın keyfini hissediyorum. Anladım ki karar verip başladıktan sonra, direniş çözümleri de beraberinde getiriyor, güç veriyor. 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode