15
12.05.2017 Cuma
Saat – 08.50
Bugün İzmir’den gelen arkadaşlarımız destek açlık grevindeler. Bizden önce gelmişler, direndiğimiz Seyit Rıza Meydanı’nda bizi bekliyorlar. Her zamanki gibi Kemal Amca dövizlerini düzenliyor ve sonrasında sabah çayları içiliyor. Hava oldukça sıcak bugün.
Saat – 11.00
İnsan Hakları Derneği Dersim Şubesinden Özgür Ateş yanımızda. Kemal Amca’dan direnişiyle ilgili bazı tarihleri öğrenmek istemiş, İHD olarak ofislerinden basın açıklaması yapacaklarmış.
Saat – 13.05
DİHA Beyhan’la babasının sağlığı hakkında röportaj yaptı. Röportajdan sonra Beyhan’la birlikte Kemal Amca’ya sandalet almak için gidiyoruz, giderken de Kemal Amca’yı nasıl razı edip sandalet giydireceğiz diyerek şakalaşıyoruz.
Saat – 13.30
Sandaletleri aldık, bir de baston alacağız. Çünkü Kemal Amca artık yürümekte ve oturduğu yerden kalkmakta çok zorlanıyor. Kemal Amca’nın baston fikrine pek sıcak bakmadığını bilsek de bastonun Kemal Amca’ya çok yardımcı olacağını biliyoruz. Baston alacağımız dükkânın sahibi Kemal Amca’yı çok seven ve sürekli ziyaretimize gelen bir arkadaş. Baston alacağımızı ve bunun Kemal Amca için olduğunu duyunca, Kemal Amca’ya bastonu hediye olarak göndermek istiyor. Kırmıyor ve bu anlamlı hediyeyi kabul ediyoruz. Yerimize döndüğümüzde, Fidan Ana’nın gelmiş olduğunu görüyor ve çok seviniyoruz. Fidan Ana’yla sohbet ederken bir yandan da Kemal Amca’ya sandaletleri giydiriyoruz ve bastonu da eline veriyoruz. Ve görüyoruz ki, bastonu yürürken veya otururken dahi elinden bırakmıyor. İçimiz rahatlıyor ve seviniyoruz.
Saat – 14.50
Amed’den ziyaretçilerimiz çok. Yine iki ziyaretçimiz var Amed’den. Kemal Amca’ya yakın oturarak sohbet ediyorlar ve elbette gündemdeki en önemli konu olan Kemal Amca’nın sağlığı hakkında birçok soru yöneltiyorlar.
Saat – 15.30
Birisi Hollanda’da, diğer üçü Ankara’da yaşayan bir grup misafirimiz var. Gruptan iki arkadaş aslen Dersim’li, yazdan yaza geliyorlar Dersim’e. Ancak Dersim’de yaşananları, sorunları biliyorlar. Gruba dahil olan Dersim’li arkadaşlardan birisi yanıma yaklaşarak Kemal Amca hakkında sorular soruyor, sağlığını çok merak ediyor. Ellerinden çok az şey geldiği için ne kadar üzgün olduğunu söylüyor. Oysa yanımızda bulunmalarının bile büyük destek olduğunu biliyoruz biz ve bunu anlatmaya her türlü desteğin değerli olduğunu izah etmeye çalışıyoruz.. Direndiğimiz yer zırhlı araçlarla ve özel harekâtça sürekli gözetim altında ve insanları tedirgin ederek yanımıza gelmelerini engellemek istiyorlar. Bu gözetim bir kaç gündür yoğunlaştı ve ziyaretçi sayımızda da sanki bu yoğunluğa paralel olarak büyük artış oldu. Alanımızın boş kaldığı hiç olmuyor. İnsanlar da sanki korkudan ve sindirilmişlikten, tedirginlikten bıkkın. Etrafımızdaki gözetimin farkında oldukları halde geliyorlar, resim çektirmek istiyorlar, kendileri resim çekip sosyal medya hesaplarında paylaşıyorlar ve hesaplarından duyarlılığa çağrılar yapıyorlar.
Saat – 16.45
Adıyaman’dan ziyaretçilerimiz var. Yaşlı bir dayımızı koluna girerek yardımcı olan torunu Kemal Amca’nın yanına getiriyor, hepimiz yanına gelerek oturmasına yardımcı oluyoruz. Çok sessiz dayımız… Kemal Amca ile yüz yüze sessiz bir sohbetteler, Dudakları titreyen dayımıza Kemal Amca daha da yakın geliyor ve gözlerinin içine bakarak, ‘babacan’ diyor sadece. Fidan Ana acıların konuştuğunu söylüyor, hepimiz Kemal Baba ve dayının sessiz sohbetini izliyoruz. Dayının gözleri yaşlı, Fidan Ana nereli olduklarını sorarak sessizliği ve hüznü dağıtmaya çalışıyor,
Adıyaman’lıları hemen tanıdığını söyleyen Fidan Ana’mızın tatlı muhabbeti ile devam ediyoruz günümüze. Başka bir dayı da katılıyor aramıza, yine öğrenci dostlarımızın biri gidiyor, biri geliyor. Fidan Ana’nın etrafını çeviren kızlar resimler çekiyorlar. Beyhan’ın Kemal Amca’nın kızı olduğunu öğrendiğinden beri Fidan Ana Beyhan’a sarılıyor sık sık. Bu arada cebinden bir tutsak mektubu çıkartıyor, ”Bana göndermiş kızlarım hapishaneden. Benim anneler günümü kutlamışlar” diyerek coşkuyla bize gösteriyor. Okuyoruz hep birlikte, mektubun resmini çekiyoruz. Maniler söylüyor Fidan Anamız; ”Kara kara kazanlar, Kara yazı yazanlar, Yavrumun mendiliyle, Yaramı bağlasınlar.” Bu mani çok anlamlı geliyor birden. Bir kaç gün önce Kemal Amca’ya özgür tutsaklarımızdan birisi hapishanede işlediği, kenarlarına da iğne oyası yaptığı bir mendil göndermişti. Kemal Amca’mız özenle katladığı mendilini gömleğinin cebine koymuştu. O mendili Kemal Amca’mızdan izin alarak Fidan Ana’mıza gösteriyoruz. Çok duygulanıyor Fidan Ana’mız elbette. Daha sonra tekrar gelmek üzere vedalaşıyoruz Fidan Ana’mızla.
Saat – 17.15
Bizi biraz korkuttu Kemal Amca. Aniden oturduğu yerden öne doğru eğilerek sol göğsünü kavradı ve iki büklüm oldu. Kalbinde ağrısı olduğunu düşünerek hepimiz bir ayaklandık elbette. Yine Kemal Amca’nın kendisi bizi de sakinleştirerek eliyle dur işareti yaptı ve ağrının hafiflemesini bekledi. Yüzünün ifadesinden anladığımız Kemal Amca şiddetli bir kas ağrısı yaşadı yine. Özellikle geceleri şiddetlenen ağrılar açlığın 78. gününde çok normal yan etkilerden biri. Mercilerin yetmiş yaşındaki Kemal Amca’ya daha fazla işkence niteliğindeki sessizlikleriyle kalıcı olabilecek sağlık sorunları ve kas ağrıları yaşatmamalarını umuyoruz ve çok geç olmadan Kemal Amca’nın mezar Hakkının kendisine verilmesini talep ediyoruz.
Bir süre daha aynı pozisyonda kıpırdayamadan duran Kemal Amca kendini zorlayarak ayağa kalktı ve yürüyerek kaslarını hareket ettirmeye gayret etti.
Saat – 18.00
Amed’li bir aile otobüsten iner inmez, doğruca Kemal Amca’nın yanına gelmiş. Ailenin babası Kemal Amca’ya yaklaşıyor ve; ”Mutlaka kazanacaksın, bundan hiç birimizin şüphesi yok. Sen doğru ve haklısın. Hepimizin yüreğindesin, bizler de yüreklerimizle senin yanındayız.” diyor. Yanımızda oturan öğrencilerle de kürtçe sohbet ederek Amed hakkında sordukları soruları yanıtlıyor ve bizlere veda ederek tekrar gelmek üzere ailesinin yanına dönüyor.
Saat – 18.50
Beyhan işaret ediyor abla gel anlamında. Bir bayan ziyaretçilerimizin sorularını yanıtlamamı istiyor. Gidiyorum yanlarına, bayan ziyaretçimiz gözleri yaşlı olduğu halde çok güçlü görünen ve duygu yoğunluğu ile birlikte duruma hakim haliyle konuşmaya başlıyor;
”Çok ezik hissediyorum kendimi Kemal Amca’nın karşısında, böylesi insanların karşısında çok küçüğüz. Almanya’da yaşıyorum ben, yok orada böyle şeyler. Hepimiz insanca yaşıyoruz. Adamlar yaptıklarıyla yüzleşmişler, Nazi isimli ders koymuşlar okullarda müfredatlarına, okutuyorlar, anlatıyorlar. Bir daha olmasın diye daha küçük yaştan eğitiyorlar çocukları. Biz bir kemik parçası alsın da oğluna mezar yapabilsin diyen insanların mücadelelerine bedenlerini yatırmalarını izliyoruz. İzletiyorlar bunu bize. Ve hiçbir şey yapamadığım için ezik hissediyorum kendimi” Ona da anlattık. Ezik hissetmemesini söyledik O’na da. Yapılabilecek çok şey olduğundan söz ettik. Herkesin her şeyi yapamayacağını ama, herkesin yapabileceği bir şeyler olduğunu anlattı İzmir’den gelen arkadaşımız. Günün geri kalanında Almanya’dan gelmiş bayan ziyaretçimizle sohbet edeceğiz. Minibüsümüze bir saatimiz var henüz.
Saat – 19.10
Sazını koluna takmış olan ve sürekli gelerek hatırımızı soran, bizimle oturan öğrenci dostumuz kalabalık bir grupla yaklaştı yanımıza bu sefer. Hepsi Kemal Amca’yı merak etmiş, sağlığıyla ilgili gelişmeleri sorarak oturdular yanımıza. Biraz sonra da sazı kılıfından çıkartarak güzel türküleriyle seslendirdiler, renklendirdiler Seyit Rıza Meydanı’nı. Almanya’dan gelen bayan arkadaşımız da paylaştı bu coşkuyu. Sonrasında da hep beraber kucaklaşarak, vedalaşarak 78. günü olabildiğince güzel bitirdik.
Bizler bütün bunları yaşarken de, aklımızda sürekli Yüksel Direnişi ve olanlara öfkemiz vardı. İnternetten saldırıları, gözaltı haberlerini takip ederken, direnenlerin bütün her şeye karşın morallerinin yüksekliğini gördük. Buradan tek tek hepsine, orada olan herkese sevgilerimizi, selamlarımızı iletiyoruz. Kemal Amca; Yüksel Direnişine ve oradaki evlatlarına; Nuriye ve Semih’e sahip çıkılmasını, yalnız bırakılmamasını istiyor.









