9
Mersin’de 21 Ocak günü gözaltına alınan onbir Halk Cepheli, gözaltına alındığı günden beri açlık grevindeler. Gözaltına alındıkları günden beri kendilerine şeker ve tuz verilmiyor. Ailelerin başvurusu sonucu savcılık gözaltındakilere şeker verilmesini isterken karakol polisi tarafından savcının bu isteği dahi dikkate alınmayarak işkenceye devam ediyorlar.
Gözaltında bulunun evlatlarıyla görüşen aileler çocuklarının ayakta dahi duramadığını, özelikle Seval Aracı’nın durumunun ağır olduğunu, parmak izi almak bahanesiyle beş saat boyunca işkence yapıldığını ve çocuklarının başına gelecek herhangi bir şeyden AKP ve onun halk düşmanı polislerinin olacağını belirtiyorlar.
Direniş korkuyu doğuruyor. Sömürü düzenin bekçileri, AKP’nin katil polisleri gözaltında direnenlere şeker vermediği için, bugün itibarıyla su dahi almamaya başlayan Halk Cephelilerin durumunun iyi olmadığını avukatlarından öğrendik. Şeker, su, tuz vermemek işkencedir.
Gözaltındaki kadınlar en insani tuvalet ihtiyacının karşılanması dahi engelleniyor. Kadın tutsakları erkek ahlaksız polisler lavaboya götürüp kapıya dikilmelerinden dolayı, kadınlar tuvalete çıkamıyor. Tuvalete götürmemek işkencedir.
Gözaltında bulunanlardan Haydar Yıldırım, götürüldüğü sağlık muayenesinde doktorun saldırısına uğramıştır. Bu bir işkencedir.
Erkan Konukçu uğradığı saldırı sonucu kafası kırılmıştır. Bu bir işkencedir.
Hukuk dışı gözaltılarla süren işkencelere her gün yenisinin eklendiğini öğreniyoruz.
İşkence yapmak şerefsizliktir, ahlaksızlıktır, zavallılıktır.
Mersin’deki işkenceye karşı insan olan herkes sesini yükseltmelidir. AKP’nin karakollarda sürdürdüğü işkenceye karşı haykırmak insan olma sorumluluğudur.
